Siyasetin Değersizleşmesi ve Halka Sırt Dönüş: Hedef İstanbul - İzmir
Türkiye, tarihinin en derin toplumsal ve ekonomik krizlerinden birini yaşarken; mutfakta yangın, tarlada haciz, okullarda ve hastanelerde sistemik çöküş hakimdir.
Vatandaş, her geçen gün ağırlaşan hayat pahalılığı altında bir yaşam mücadelesi verirken; çiftçi toprağından, esnaf dükkanından, genç ise geleceğinden umudunu kesme noktasına getirilmiştir.
Böyle bir tablo ortadayken, halkın iradesiyle seçilip belirli makamlara getirilen bazı belediye meclis üyeleri, belediye başkanları ve milletvekillerinin kişisel ikbal, siyasi menfaat ve koltuk pazarlıkları uğruna partiler arasında sergilediği ilkesiz geçişler, kamu vicdanını ağır bir şekilde yaralamaktadır.
İlkesizlik ve Sorumluluk Kaybı var.
Kamuoyunda bu siyasal hareketliliklerin zaman zaman en alt sosyo-ekonomik şartlarda mücadele eden konsomatris gibi meslek gruplarıyla kıyaslanması dahi gerçeği yansıtmamaktadır.
Çünkü çaresizlikten dolayı zorlu şartlar altında hayatını idame ettirmeye çalışan kesimlerin yaşadığı mağduriyetin asıl sorumlusu, tam da bu düzensizliği ve adaletsizliği üreten siyasi mekanizmanın kendisidir.
Dolayısıyla ortadaki durum, bir çaresizlik değil; tamamen kişisel hesaplarla hareket eden, siyasi ahlak ve omurgadan uzak bir duruşun tezahürüdür.
Geniş Resim: Sandığa ve Halk İradesine Müdahaledir.
Tüm bu transfer trafiğinin arka planında yatan temel strateji, halkın siyasete ve demokratik süreçlere olan inancını kırarak sandık güvenini sarsmak; nihai aşamada ise İstanbul ve İzmir gibi büyükşehir belediyelerini halk iradesiyle değil, siyasi mühendislikler ve iktidar baskısıyla ele geçirmektir.
Milletin temsil yetkisini şahsi ikbal aracı haline getiren, toplumsal mağduriyetleri yok sayan ve sadece iktidarını konsolide etmeye odaklanan bu anlayışın ne ülkeye ne de millete fayda sağlaması mümkündür.
Tarih, halkın gerçek sorunlarına gözünü kapatan ve milli iradeyi hiçe sayan hiçbir anlayışın kalıcı olamadığını defatla göstermiştir.
Unutulmamalıdır ki toplumsal vicdanda biriken bu tepki, günü geldiğinde demokratik yollarla en net cevabı verecektir.
Nitekim kadim geleneksel hafızamızın da ifade ettiği gibi:
“Her transfer bir başarı değildir; bazen çöpünü kapının önüne koyan kazanır, onu toplayıp evinin salonuna koyan ise sadece evi kirletmiş olur!
El Hak;
"Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste!”





