İZVERİ

Köşe yazısı

SOSYAL DEMOKRASİ GRUPLARIN SOPASI OLAMAZ!

İHRAÇ EDİLECEK OLAN İNSANLAR DEĞİL, SİYASETTEKİ ÇÜRÜMÜŞLÜKTÜR

Yayınlandı: 1 Ekim 2026 01:07

Güncellendi: 8 Ekim 2026 22:27

Paylaş

SOSYAL DEMOKRASİ GRUPLARIN SOPASI OLAMAZ!

KILIÇDAROĞLU’NU İHRAÇ EDEBİLİRSİNİZ; AMA SOSYAL DEMOKRASİYİ İHRAÇ EDEMEZSİNİZ

Sosyal Demokrasi Derneği’nin Kemal Kılıçdaroğlu’nu üyelikten ihraç etmesi, sıradan bir dernek kararı değildir.

Çünkü burada ihraç edilen yalnızca bir dernek üyesi değildir.

Türkiye siyasetinde yıllarca sosyal demokrasi adına siyaset yapmış bir isim, bugün “sosyal demokrat ilkelere aykırı söylem ve eylemler” gibi son derece ağır fakat son derece genel bir ifadeyle dernek üyeliğinden çıkarılmıştır. SDD Genel Başkanı Sami Doğan’ın açıklamasında kararın Onur Kurulu incelemesi sonucunda alındığı belirtiliyor. Ancak açıklamada Kılıçdaroğlu’nun hangi sözünün, hangi eyleminin ve tüzüğün hangi maddesinin ihlal edildiği kamuoyuna açıklanmıyor.

İşte itirazımız tam burada başlıyor.

Çünkü sosyal demokrasi adına karar veren bir kurum, sosyal demokratlıkla bağdaşmadığını iddia ettiği davranışı somutlaştırmak zorundadır.

“İlkelere aykırı.”

Peki hangisi?

“Programla bağdaşmıyor.”

Hangi program maddesi?

“Söylem ve eylemler.”

Hangileri?

Tarih nedir? Söz nedir? Eylem nedir? İhlal edilen hüküm nedir?

Bunları açıklamadan verilen bir ihraç kararının siyasi ve etik açıdan tartışılması kaçınılmazdır.


ÖNCE GEREKÇEYİ MASAYA KOYUN

Kılıçdaroğlu’nun siyasi hayatında eleştirilecek hiçbir şey yoktur demiyoruz.

Tam tersine.

Bir siyasetçinin bütün kararları tartışılabilir.

Seçim sonuçları sorgulanabilir.

Parti yönetimi eleştirilebilir.

İttifak tercihleri tartışılabilir.

Politikaları yetersiz bulunabilir.

Hatta bazı kararlarının yanlış olduğu savunulabilir.

Bunların tamamı demokratik siyasetin doğal parçasıdır.

Ama başka bir şey söylüyorsanız, yani:

“Kemal Kılıçdaroğlu sosyal demokrat ilkelere aykırı davranmıştır.”

diyorsanız, bunun ispat yükünü de üstleniyorsunuz.

O zaman ortaya belge koyacaksınız.

Kılıçdaroğlu’nun hangi sözü sosyal demokrat değildir?

Hangi eylemi sosyal demokrat değildir?

Hangi tüzük maddesine aykırıdır?

Kamuoyuna açıklanan gerekçe bunları göstermiyor.

Dolayısıyla bugün tartışılması gereken şey Kılıçdaroğlu’nun şahsı değil, ihraç kararının gerekçesinin yeterliliğidir.


“HİÇBİR KİŞİ KURALLARIN ÜZERİNDE DEĞİLDİR”

SDD açıklamasında hiçbir kişinin, makamın veya görevin kuralların üzerinde olmadığı vurgulanıyor.

Elbette.

Fakat bu ilkenin doğal devamı şudur:

Hiçbir kurul da demokratik sorgulamanın üzerinde değildir.

Onur Kurulu karar verir.

Kamuoyu sorar.

Yönetim karar alır.

Üyeler gerekçeyi sorgular.

Dernek bir kişiyi ihraç eder.

Toplum da “Neden?” diye sorar.

Bunda hiçbir çelişki yoktur.

Tam tersine, demokratik kültür tam olarak budur.

Kılıçdaroğlu’na uygulanacak kurallar ne kadar önemliyse, o kuralların nasıl uygulandığı da o kadar önemlidir.


KILIÇDAROĞLU’NUN SOSYAL DEMOKRASİYE AYKIRI OLDUĞUNU İDDİA EDİYORSANIZ, SOMUT ÖRNEK GÖSTERİN

Burada SDD’nin önüne çok basit bir test koyuyorum.

Kılıçdaroğlu’nun;

  • demokrasiye,

  • eşitliğe,

  • hukukun üstünlüğüne,

  • sosyal adalete,

  • laikliğe,

  • özgürlüklere,

  • çoğulculuğa,

  • dayanışmaya

hangi somut davranışıyla aykırı düştüğünü açıklayın.

Bir sözünü gösterin.

Bir eylemini gösterin.

Bir belge ortaya koyun.

Bir tüzük maddesiyle ilişkilendirin.

Sonra tartışalım.

Ama bunlar yapılmadan “sosyal demokrat ilkelere aykırı” demek, siyasi açıdan çok ağır bir hükmü gerekçesiz bırakmak olur.


KILIÇDAROĞLU’NU İHRAÇ ETMEKLE SOSYAL DEMOKRASİ TARİHİNDEN SİLEMEZSİNİZ

Bir dernek üyeliğinden çıkarılmak hukuken ve kurumsal açıdan belirli sonuçlar doğurabilir.

Fakat bir kişinin onlarca yıllık siyasi geçmişini ortadan kaldırmaz.

Kılıçdaroğlu’nun SDD üyeliği sona ermiş olabilir.

Ama bu, onun geçmişte savunduğu sosyal demokrat politikaların yok olduğu anlamına gelmez.

Bir dernek kurulu, bir siyasetçinin bütün siyasi mirasını yeniden tanımlama makamı değildir.

Üyelik başka şeydir, siyasi tarih başka şey.

Bunu birbirine karıştırmamak gerekir.


SOSYAL DEMOKRASİ İHRAÇ KÜLTÜRÜYLE BÜYÜMEZ

Sosyal demokrasi farklı düşüncelerin aynı siyasal zemin içinde tartışılabilmesini gerektirir.

Bir düşünce yanlışsa karşı düşünceyle çürütülür.

Bir siyasi tercih hatalıysa siyasi eleştiriyle hesap sorulur.

Bir politika başarısızsa alternatif politika üretilir.

Demokratik siyasetin cevabı susturmak değil, tartışmaktır.

Bu nedenle Kılıçdaroğlu’nun siyasi görüşlerini eleştirmek başka şeydir;

“Sen sosyal demokrat değilsin” diyerek üyelikten çıkarmak başka şeydir.

İkinci iddianın çok daha ağır bir gerekçeye ihtiyacı vardır.


ASLINDA SDD’NİN KARARI KENDİSİNİ DE SINIYOR

Bu kararın ardından dernek içinde ve çevresinde tepkilerin ortaya çıkması da dikkat çekicidir.

Faik Öztrak, Rahmi Aşkın Türeli, Mehmet Tüm ve Yaşar Seyman'ın üyelikten ayrıldıkları haberleştirildi; İzmir'de ise 14 kişinin topluca istifa ettiği bildirildi. Bu istifalar kararın yanlışlığını tek başına kanıtlamaz; fakat kararın sosyal demokrat çevre içinde ciddi bir tartışma yarattığını gösterir.

Bu nedenle SDD’nin yapması gereken şey, eleştirileri küçümsemek değil;

gerekçeyi daha açık ortaya koymaktır.

Çünkü ne kadar çok soru varsa, o kadar çok açıklık gerekir.


PEKİ SOSYAL DEMOKRASİNİN GERÇEK ÖLÇÜSÜ NEDİR?

İşte burada mesele Kılıçdaroğlu’nu aşmaktadır.

Sosyal demokrasi yalnızca üyelik disiplininden ibaret değildir.

Temiz siyasettir.

Kamu ahlakıdır.

Liyakat anlayışıdır.

Şeffaflıktır.

Hesap verebilirliktir.

Kamu kaynaklarının toplum yararına kullanılmasıdır.

O halde sosyal demokrat olduğunu söyleyen herkesin şu sorulara da cevap vermesi gerekir:

Belediye kaynakları nasıl kullanılıyor?

Kamu ihaleleri nasıl dağıtılıyor?

Makam araçları nasıl kullanılıyor?

VIP araçlara ne kadar kamu kaynağı harcanıyor?

Belediye imkânları siyasi faaliyetlerde kullanılıyor mu?

Aday belirlemede liyakat ölçüsü nedir?

Yakınlık ilişkileri siyasetin önüne geçiyor mu?

Kamu bütçesi siyasi nüfuz için kullanılıyor mu?

İşte sosyal demokratlığın gerçek sınavı burada başlar.


KAMU PARASI KİMSENİN SİYASİ KASASI DEĞİLDİR

Belediye bütçesi bir siyasi grubun parası değildir.

Halkın parasıdır.

İşçinin vergisidir.

Esnafın vergisidir.

Emeklinin vergisidir.

Vatandaşın ödediği vergilerle oluşan bütçedir.

Dolayısıyla belediye kaynaklarıyla oluşturulan herhangi bir ayrıcalık veya siyasi kullanım iddiası varsa, bunun siyasi kimliğe bakılmaksızın araştırılması gerekir.

Kendi tarafınız yapınca susup rakibiniz yapınca bağırırsanız, sosyal demokrat ilke üretmiş olmazsınız.

Çifte standart üretirsiniz.

Sosyal demokrasi ise tam tersini gerektirir:

Kendi tarafına da hesap sorabilmek.


ÖZGÜR ÖZEL VE EKREM İMAMOĞLU DA ELEŞTİRİDEN MUAF DEĞİLDİR

Aynı ölçü CHP yönetimi açısından da geçerlidir.

Özgür Özel’in ve Ekrem İmamoğlu’nun siyasi tercihleri eleştirilebilir.

Belediyelerdeki yönetim anlayışları sorgulanabilir.

Aday belirleme süreçleri tartışılabilir.

Liyakat konusunda hesap sorulabilir.

Kamu kaynaklarının kullanımı hakkında açıklama istenebilir.

Bu kişilerin eleştirilmesi CHP karşıtlığı değildir.

Demokratik siyasetin gereğidir.

Nitekim CHP Sözcüsü Müslim Sarı da CHP’den seçildikten sonra AK Parti’ye geçen belediye başkanları konusunda aday belirleme süreçlerinin ve siyasi sorumluluğun sorgulanması gerektiğini söyledi.

Buradan çıkarılacak ders açıktır:

Siyasi sorumluluk yalnızca gidene değil, seçene de aittir.


İHRAÇ EDİLECEK OLAN İNSANLAR DEĞİL, SİYASETTEKİ ÇÜRÜMÜŞLÜKTÜR

Sosyal demokrasi gerçekten iddialıysa mücadele alanını doğru belirlemelidir.

İhraç listeleri üzerinden değil;

yolsuzlukla mücadele üzerinden.

Liyakat üzerinden.

Kamu ahlakı üzerinden.

Şeffaflık üzerinden.

Kamu kaynaklarının korunması üzerinden.

Siyasi ayrıcalıkların reddi üzerinden.

Bir siyasetçinin dernek üyeliğinden çıkarılması, Türkiye'nin sosyal demokrasi sorununu çözmez.

Ama kamu kaynağının kötüye kullanılmasına karşı güçlü bir siyasal ve hukuki denetim mekanizması kurulması topluma gerçek anlamda katkı sağlar.

İşte öncelik budur.


KILIÇDAROĞLU’NA YÖNELTİLEN İDDİA KANITLANMALIDIR

Burada Kılıçdaroğlu’nun bütün siyasi hayatını aklamak gibi bir iddiamız yok.

Böyle bir şey zaten demokratik siyaset değildir.

Bizim söylediğimiz çok daha basit:

Bir siyasetçiyi “sosyal demokrat ilkelere aykırı davranmakla” suçluyorsanız, bunun somut kanıtını ortaya koyun.

Çünkü SDD’nin kamuya açıkladığı metin, bu konuda genel ifadeler kullanıyor fakat hangi somut söz veya eylemin hangi hükme aykırı olduğunu açıklamıyor.

Bu nedenle ihraç kararının gerekçelendirilme biçimi ciddi biçimde sorgulanabilir.

Bu, Kılıçdaroğlu’nun eleştirilemez olduğu anlamına gelmez.

Tam tersine:

Eleştirin. Ama kanıtlayın.


SOSYAL DEMOKRASİ GRUPLARIN SOPASI OLAMAZ

Bugün Türkiye'nin ihtiyacı, bir siyasi grubun diğer siyasi grubu tasfiye etmek için sosyal demokrasi kavramını kullanması değildir.

İhtiyaç duyulan şey;

özgür düşünce,

çoğulculuk,

temiz siyaset,

liyakat,

şeffaflık,

kamusal ahlak

ve hesap verebilirliktir.

Kılıçdaroğlu’nun bütün siyasi kararlarını doğru bulmak zorunda değiliz.

Ama SDD’nin onu hangi somut davranış nedeniyle sosyal demokrat ilkelerin dışında gördüğünü sormak hakkımızdır.

Çünkü gerekçesiz ağır suçlama, eleştiri değildir.

Somut gerekçe olmadan ihraç, sosyal demokratlığın sınırlarını tartışmaya açar.

Ve bugün SDD'nin cevaplaması gereken soru çok açıktır:

KILIÇDAROĞLU HANGİ SÖZÜYLE, HANGİ EYLEMİYLE, TÜZÜĞÜN HANGİ MADDESİNİ İHLAL ETTİ?

Bunu açıkça ortaya koyun.

Belgeyi gösterin.

Tüzük maddesini gösterin.

İhlali gösterin.

Sonra herkes kendi değerlendirmesini yapsın.

Çünkü sosyal demokrasi, “biz karar verdik, konu kapandı” anlayışı değildir.

Sosyal demokrasi, kararın kendisi kadar gerekçesinin de kamuoyu önünde tartışılabilmesini gerektirir.

Kılıçdaroğlu’nu ihraç edebilirsiniz.

Ama onun siyasi geçmişini ihraç edemezsiniz.

Onu eleştirebilirsiniz.

Ama sosyal demokrat olup olmadığına dair ağır hüküm kuruyorsanız, bunun hesabını belgeyle vermek zorundasınız.

Ve sosyal demokrasi gerçekten yaşatılacaksa, hedef insanları tasfiye etmek değil, siyasetteki çürümeyi tasfiye etmek olmalıdır.

Yolsuzluğun karşısında durun.

Ayrıcalığın karşısında durun.

VIP siyasetinin karşısında durun.

Kamu kaynaklarının siyasi amaçlarla kullanılmasının karşısında durun.

Liyakatsizliğin karşısında durun.

Nepotizmin karşısında durun.

Ve bütün bunları kim yaparsa yapsın aynı ölçüyle sorgulayın.

Çünkü sosyal demokrasi bir grubun mülkü değildir.

SOSYAL DEMOKRASİ GRUPLARIN SOPASI OLAMAZ.

KİŞİLERİ DEĞİL, İLKELERİ YARGILAYIN.

İHRAÇTAN ÖNCE GEREKÇEYİ AÇIKLAYIN.

KAMU PARASININ DA, SİYASİ AHLAKIN DA HESABINI HERKESTEN SORUN.

Yorumunuzu Yazın

Yorumlar(0)

Henüz yorum yok.

Yorumlar kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan İZVERİ sorumlu değildir. Hukuka aykırı, nefret içeren veya hakaret barındıran yorumlar kaldırılabilir.

7 dk