TÜRKİYE'DE SEÇMEN KARARSIZ MI, YOKSA SİYASET Mİ İKNA EDEMİYOR?
Bir toplumun sessizliğini, düşüncesizliğiyle karıştırmamak gerekir.
SONAR'ın 6 Kasım 2026'da haberleştirilen araştırmasında ortaya çıkan yüzde 33,1'lik kesim, Türkiye'nin siyasal ve toplumsal geleceği açısından üzerinde düşünülmesi gereken önemli bir tablo sunuyor.
Bu kesimin içinde kararsızlar, sandığa gitmeyeceğini söyleyenler, geçersiz oy kullanmayı düşünenler ve tercihini açıklamayanlar bulunuyor.
Peki, bütün bu insanları yalnızca kararsız olarak tanımlamak mümkün mü?
Sosyolojik açıdan kararsızlık her zaman bilgisizlik ya da ilgisizlik değildir. Bazen sorgulamaktır, bazen mevcut seçenekleri yeterli bulmamaktır, bazen de geçmişte inanılan siyasal anlayışlarla yeniden hesaplaşmaktır.
Ancak bu farklı seçmen davranışlarının tamamını aynı nedenle açıklayamayız.
Bugün siyasetin üzerinde düşünmesi gereken mesele yalnızca seçmenin hangi partiye oy vereceği değildir. Asıl mesele, toplumun siyasal kurumlarla kurduğu güven ve temsil ilişkisidir.
Çünkü siyaset yalnızca seçmeni sandığa götürmek değil, onun yaşamına, kaygılarına, beklentilerine ve geleceğine dokunabilmektir.
Bir toplumda insanlar mevcut seçenekler karşısında tereddüt ediyorsa, yalnızca onların neden karar veremediğini değil, siyasetin neden yeterince ikna edici bulunmadığını da sorgulamak gerekir.
Belki de bugün Türkiye'nin ihtiyacı, seçmeni yeniden hesaplamak değil, toplumu yeniden anlamaktır.
Çünkü toplum değişirken siyaset aynı düşünme biçimlerinde ısrar ediyorsa, aradaki mesafe giderek büyüyebilir.
Şimdi asıl soru şu:
Türkiye'de seçmen mi kararsız, yoksa siyaset toplumun değişen beklentilerine cevap vermekte mi yetersiz kalıyor?
Neslihan Karayılan
Sosyolog – Yazar
Kaynak: SONAR Araştırma, bianet, 6 Kasım 2026.
#Sosyoloji #ToplumsalDeğişim #SeçmenDavranışı #SiyasetVeToplum





