YAPAY ZEKÂ SEÇTİ, AKP TESLİM ALDI!
Çağımızın büyük sorunu yapay zekânın siyasete girmesi değil; siyasetten aklın çıkmasıdır.
2024 yerel seçimlerinde CHP’nin aday belirleme yöntemleri anlatılırken neredeyse yeni bir siyaset bilimi icat edilmişti:
Anketler, veriler, algoritmalar, yapay zekâ…
Sanırsınız belediye başkanı değil, Mars kolonisine yönetici seçiliyor.
Sonra hayat algoritmanın karşısına dikildi.
Bazı belediye başkanları başka partilere, bazıları AKP’ye geçti.
Ortaya da teknoloji tarihine geçecek şu denklem çıktı:
Yapay zekâ hesapladı, CHP örgütü çalıştı, CHP seçmeni kazandırdı; AKP transfer etti.
Demek ki algoritma seçilebilirliği ölçebiliyor.
Ama siyasi omurgayı ölçemiyor.
Zaten siyaset tam da makinenin ölçemediği yerde başlar: fikirde, aidiyette, hafızada ve zor zamanda nerede durduğunuzda.
FOÇA: KEFALETİN VADESİ DOLDU
Foça bu hikâyenin dipnotu değil, özetidir.
2024’te AKP burada kendi belediye başkan adayını çıkarmadı. Cumhur İttifakı seçime MHP adayıyla girdi.
CHP’nin adayı Saniye Bora Fıçı’ydı.
Seçime günler kala Özgür Özel Foça’ya gitti ve Fıçı için açıkça:
“Sonuna kadar kefilim ve arkasındayım.”
dedi.
Üstelik Fıçı’nın “partililiğinin” görevi bıraktığı gün görüleceğini de söyledi.
Siyasetin bazen acımasız bir mizah anlayışı var.
Görevin bitmesini beklemeye bile gerek kalmadı.
Bugün Foça Belediye Başkanı’nın siyasi adresi AKP.
Dolayısıyla mesele artık yalnızca “Kim kimi transfer etti?” değildir.
Ortada verilmiş açık bir siyasi kefalet var.
Madem “sonuna kadar” kefildiniz, buyurun sonuna geldik.
Senet masada.
FATURAYI YAPAY ZEKÂYA KESMEYİN
Modern siyasetin en kullanışlı sığınağı artık “veri”.
“Anket böyle çıktı.”
“Seçmen bunu istiyor.”
“Algoritma bunu gösteriyor.”
Böylece siyasi tercih, teknik bir zorunlulukmuş gibi pazarlanıyor.
Oysa algoritma siyasi sorumluluk taşımaz.
Kararı siyasetçi verir, hesabı da siyasetçi verir.
Adayı algoritma önermiş olabilir; altına CHP amblemini algoritma koymadı.
Örgüte çalışma talimatını yapay zekâ vermedi.
Hele Foça meydanında:
“Sonuna kadar kefilim.”
diyen hiç olmadı.
Faturayı yapay zekâya kesmeyin.
Kefil olan algoritma değildi.
AKP ADAY ÇIKARMADI, AMA BAŞKANI VAR!
Foça’yı siyasi açıdan çarpıcı yapan tam da bu.
AKP 2024’te kendi adayıyla Foça seçmeninin karşısına çıkmadı.
Bugün ise CHP’den seçilmiş belediye başkanı AKP saflarında.
Siyasetin ironisi bazen muhalefetten daha yaratıcı:
AKP, sandıkta aday göstermediği ilçede transfer yoluyla belediye başkanı sahibi oldu.
Elbette parti değiştiren belediye başkanının seçmenine karşı ağır bir siyasi sorumluluğu vardır.
Ama demokrasi yalnızca gidenleri “hain” ilan ederek işletilmez.
Siyaset, yanlış insana yetki verenlerin de hesap verdiği rejimin adıdır.
Yoksa başarı lidere, hata algoritmaya kalır.
Ne güzel düzen!
ŞİMDİ DE MİTİNG!
Ve hikâyenin en ironik bölümü…
Yeni Parti, AKP’ye geçen belediye başkanlarının bulunduğu il ve ilçelerde miting yapacakmış.
İnsan ister istemez siyasi yaratıcılığa hayran kalıyor.
Dün karar mekanizmasının içindesiniz.
Bugün başka bir tabelanın altındasınız.
Yarın kendi döneminizde alınmış kararların sonuçlarını protesto etmek üzere otobüsün üzerindesiniz.
Siyasette devridaim makinesi.
Enerjisini de seçmenin unutacağı varsayımından alıyor.
Foça’ya gidilecekse pankart aslında hazır:
“SONUNA KADAR KEFİLDİNİZ; SONUNDA HESABI KİM ÖDEYECEK?”
Soruyu meydandakilere değil, kürsüdekilere yöneltin.
YENİ TABELA HAFIZAYI SİLMEZ
Yeni Parti meselesinin özü de burada.
Bugünün Yeni Parti kadrolarının bir bölümü dün CHP’de karar verici konumdaydı.
Yeni parti kurmak demokratik bir haktır.
Ama yeni tabela, geçmişe çıkarılmış bir af kanunu değildir.
Siyasetçi partisinden ayrılabilir.
Fikrini değiştirebilir.
Dün savunduğunu bugün eleştirebilir.
Ama geçmişte kullandığı yetkinin sonuçlarından istifa edemez.
Çünkü siyasi sorumluluk, parti üyelik kartıyla birlikte eski genel merkezin masasına bırakılan bir eşya değildir.
Sizinle gelir.
CHP’nin geçmişinden ayrılabilirsiniz.
Ama kendi geçmişinizden ayrılamazsınız.
ALIN MİTİNGİNİZİ BAŞINIZA ÇALIN!
O nedenle gidin Foça’ya.
Mitinginizi de yapın.
Ama kürsüye çıkmadan önce küçük bir demokratik formaliteyi yerine getirin:
Hesap verin.
Neden bu aday?
Hangi siyasi ölçüt?
Hangi örgüt değerlendirmesi?
Ve hangi güvenle “sonuna kadar kefalet”?
Bunlara cevap vermeden meydanlarda hesap sormak, siyasi sorumluluğu kalabalığın gürültüsünde boğmaya çalışmaktır.
Kusura bakmayın:
Alın mitinginizi başınıza çalın!
Çünkü demokrasi yalnızca iktidardan hesap sormak değildir.
Asıl demokrasi, sıra kendi kararlarınıza geldiğinde hesap verebilmektir.
Meydan doldurulur.
Otobüs kiralanır.
Megafon alınır.
Slogan bulunur.
Ama siyasi hafıza kiralanamaz.
Foça’da tablo ortada:
AKP aday çıkarmadı.
CHP kazandı.
Özgür Özel, CHP’nin adayına “Sonuna kadar kefilim” dedi.
Bugün belediye başkanı AKP’de.
Bundan sonra yapılması gereken ilk şey miting değil, siyasi muhasebedir.
Çünkü başkasından hesap istemek kolaydır.
Siyasetin karakteri, sıra kendi hesabına geldiğinde belli olur.
Foça’da artık denklem çok basit:
Kefil belli.
Senet ortada.
Vade doldu.
Buyurun.
Ödeyin.
Hakan URUN
11 Eylül 2026





