İZVERİ

Köşe yazısı

YENİLGİ

İnsan bazen kaybettiği için değil, kazanmak uğruna kendinden vazgeçtiği için yenilir.

Yayınlandı: 19 Eylül 2026 10:02

Güncellendi: 8 Ekim 2026 22:30

Paylaş

Yenilgiyi yanlış tanıyoruz.

Kaybetmek sanıyoruz.

Bir insan gidiyor, bir kapı kapanıyor, yıllarca uğraştığınız şey olmuyor. İlk aklınıza gelen şu.

“Ben bunu hak etmiştim.”

Belki de etmiştiniz.

Ama hayatın “hak edenler” diye tuttuğu bir liste yok. Olsa da pek düzenli çalışmıyor.

Biz böyle zamanlarda “Her şeyde bir hayır vardır” deriz.

İnsan canı yanarken bu lafı pek sevmiyor doğrusu. Sen uyuyamıyorsun, aynı şeyi kafanda yüz kere çeviriyorsun, biri çıkıp “Vardır bunda da bir hayır” diyor.

İçinden “İnşallah vardır” demek geliyor.

Bazen başka şeyler de geliyor.

Sonra zaman geçiyor.

Gitmesin diye uğraştığınız insanın gidişinin sizi kurtardığını, açılmadığı için kahrolduğunuz kapının sizi bambaşka bir yola soktuğunu görüyorsunuz.

Her kayıp böyle değil elbette.

Bazı kayıplar gerçekten kayıp. Acıtıyor, eksiltiyor. İçinden sonradan inci falan da çıkmıyor. İnsan yalnızca onunla yaşamayı öğreniyor.

Ama bazı kayıplar insanı kendi karşısına oturtuyor.

Ben artık “Neden olmadı?” diye sormuyorum.

“Ben bunu neden bu kadar çok istedim?” diye soruyorum.

Çünkü insan bir şeyi çok isteyince ipin ucunu kaçırabiliyor. Önce zamanından veriyor, sonra huzurundan. Olmadı biraz daha sabrediyor. Biraz daha ödün veriyor. Bazen gururundan bile vazgeçiyor.

Sonunda yine olmuyor.

O zaman kaybettiği şeye değil, onun uğruna kendinden verdiklerine üzülüyor.

Hırsın, kibrin ve kıskançlığın yalnızca huzuru kaçırdığını sanırdım. Meğer insanın bedeni de yaşadığı yükten payını alıyormuş.

Ben bunu geç anladım.

İnsan sağlığının kıymetini bazen onu kaybetme ihtimaliyle karşılaşınca anlıyor. O güne kadar çok önemli sandığı şeyler bir anda küçülüyor. Uğruna uykusuz kaldığı meseleye dönüp bakıyor ve kendi kendine soruyor.

“Ben bunun için mi kendimi bu kadar yordum?”

Şimdi bazı şeylere rahatça “Al, senin olsun” diyebiliyorum.

Her yarışa girmiyorum. Her kapıyı ikinci kez çalmıyorum. Her söze cevap yetiştirmiyorum.

Çünkü kazanmanın da bir bedeli var.

Bedeli kendimsem, o kadar da kazanmak istemiyorum.

Bir şeyi daha öğrendim.

İnsan incitildiği için incitmeyi kendine hak görebiliyor. “Ben de çok çektim” deyip kendisine yapılanı başkasına yapabiliyor.

Benim korktuğum yenilgi bu.

Bir şeyi kaybetmek değil, beni inciten insana dönüşmek.

Bu yüzden bazen içimden şu cümle geçiyor.

“Asrın hengamesinden Sana sığınırım Allah’ım.”

Çünkü hengame yalnızca dışarıda kopmuyor. İnsanın içinde de hırs var, öfke var, kırgınlık var. Bazen insanın en çetin kavgası, kimse görmeden kendi içinde verdiği kavga oluyor.

Biliyor musunuz, artık daha çok teslimiyet içindeyim.

Elimden geleni yapıyorum. Sonra bırakıyorum.

Eskiden bırakmak yenilmek gibi gelirdi. Şimdi anlıyorum ki teslimiyet, hiçbir şey yapmadan beklemek değilmiş. Elinden geleni yaptıktan sonra her şeyi kontrol edemeyeceğini kabul etmekmiş.

“Ben buraya kadar. Gerisi Sana ait” diyebilmekmiş.

İnsan bunu söyleyince küçülmüyor.

Hafifliyor.

Bazı kayıplarım hala kayıp. Onları güzelleştirmeye niyetim yok.

Ama bazıları bugün geri verilse istemem.

Demek ki “Her şeyde bir hayır vardır” derken kötü olanın aslında iyi olduğunu söylemiyoruz. Bazen hayır, başımıza gelende değil, yıllar sonra bizde kalan şeyde oluyor.

Öyleyse gel hayat.

Getireceğini getir.

Sevdiklerimi koru, gerisini dilediğin gibi dağıt.

Benden aldıkların oldu, olsun.

Yeter ki değerlerimi ve insanlığımı alma.

Yorumunuzu Yazın

Yorumlar(0)

Henüz yorum yok.

Yorumlar kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan İZVERİ sorumlu değildir. Hukuka aykırı, nefret içeren veya hakaret barındıran yorumlar kaldırılabilir.

3 dk