9 Eylül…
İzmir'in kurtuluşuyla özdeşleşen bu tarih, Cumhuriyet Halk Partisi açısından da başka bir anlam taşır.
Çünkü 9 Eylül 1923, yalnızca bir siyasi partinin kuruluş günü değildir.
Bir milletin kurtuluş mücadelesinin, Cumhuriyet'i kuracak siyasi iradeye dönüşmesinin tarihidir.
Önce mücadele vardı
CHP'nin hikâyesini yalnızca 9 Eylül 1923'ten başlatmak, aslında onun daha derindeki köklerini görmemek olur.
1919'da Anadolu'nun dört bir yanında işgallere karşı doğan Müdafaa-i Hukuk örgütleri, Sivas Kongresi'nde ortak bir iradede buluştu.
O iradenin özü açıktı:
Millet, kendi kaderine kendisi sahip çıkacaktı.
Müdafaa-i Hukuk henüz bir parti değildi.
Bir iktidar arayışından önce, bir vatanı ve bir milleti savunma iradesiydi.
Sivas'ta bu irade ortak bir çatı altında birleşti.
Ankara'da Meclis'e dönüştü.
Milli Mücadele'nin zaferiyle bağımsız bir devletin temelleri atıldı.
Cumhuriyet'le birlikte ise bu büyük mücadele, yeni devletin kurumlarını kurma dönemine geçti.
Ve 9 Eylül 1923'te Halk Fırkası doğdu.
Böylece bir mücadele, siyasal bir kuruma dönüştü.
Kurumdan önce fikir
Belki de 9 Eylül'ün asıl anlamı burada saklıdır.
Önce bir fikir vardı.
Milli egemenlik.
Ardından o fikri taşıyan bir mücadele…
Sonra bir Meclis…
Ve nihayet Cumhuriyet'i yaşatacak siyasi kurum.
Bu nedenle CHP'nin kuruluşu, yalnızca bir parti örgütünün kuruluşu olarak görülemez.
Arkasında Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk'un mücadele deneyimi, Sivas'ın ortak iradesi, TBMM'nin milli egemenlik anlayışı ve Cumhuriyet'in kurucu düşüncesi vardır.
Halk Fırkası'nın kuruluşunda da bu anlayışın izleri görülür.
Egemenlik milletindir.
Devlet çağdaşlaşacaktır.
Hukukun üstünlüğü esas olacaktır.
Halk, Cumhuriyet'in öznesi olacaktır.
9 Eylül'ü anlamlı kılan da işte bu tarihsel sürekliliktir.
Değişmek mi, kökten kopmak mı?
Aradan bir asır geçti.
Türkiye değişti.
Dünya değişti.
CHP de değişti.
Kadroları değişti, programları değişti, siyaset anlayışı farklı dönemlerde yeniden şekillendi.
Zaten yaşayan hiçbir kurum, kurulduğu günün fotoğrafında donup kalamaz.
Değişmek, yaşamanın şartıdır.
Fakat her değişimin bir de sınırı vardır:
Bir kurum kendisini yenilerken, onu o kurum yapan temel fikri koruyabiliyor mu?
Asıl mesele budur.
Çünkü geçmişe bağlı kalmakla geçmişten güç almak aynı şey değildir.
Kurucu mirası bir müze vitrini gibi saklamak başka, onu bugünün sorunlarına cevap verecek şekilde yeniden yorumlamak başkadır.
CHP'nin önündeki mesele de yalnızca geçmişini korumak değil;
kurucu fikrini geleceğe taşıyabilmektir.
9 Eylül'den bugüne
Bugün 9 Eylül'ü kutlarken aslında yalnızca 1923'e bakmıyoruz.
1919'un Sivas'ına…
Anadolu'nun işgal günlerine…
Ankara'da açılan Meclis'e…
Cumhuriyet'in ilanına…
Ve bütün bunları birbirine bağlayan kurucu iradeye bakıyoruz.
O irade, şartların dayattığı bir çaresizlikten değil, milletin kendi geleceğini tayin etme kararlılığından doğmuştu.
Bu yüzden 9 Eylül, yalnızca geçmişin hatırlanacağı bir gün değildir.
Bugüne ve yarına da bir soru bırakır:
Bir kurum, köklerinden kopmadan kendisini yeniden kurabilir mi?
Cevap bence açıktır:
Evet.
Hatta gerçek yenilenme ancak kökü bilerek mümkündür.
Çünkü kökünü unutan değişim, savrulmaya;
köküne hapsolan kurum ise durağanlığa dönüşür.
Önemli olan, kökten beslenerek yeniden filizlenebilmektir.
Bir asırlık hafıza
Cumhuriyet Halk Partisi'nin tarihi, bu toprakların en uzun siyasi hafızalarından biridir.
Bu hafıza yalnızca bir partiye değil, Cumhuriyet'in kuruluş hikâyesine de aittir.
Bu nedenle 9 Eylül'de yapılacak en anlamlı şey, geçmişi kutsamak ya da geçmişle hesaplaşmak değildir.
Geçmişten bugüne ne taşıdığımızı ve yarına ne bırakacağımızı düşünmektir.
Müdafaa-i Hukuk'tan Cumhuriyet Halk Partisi'ne uzanan yol bize bir şeyi hatırlatıyor:
Bir ülke yalnızca savaş kazanarak kurulmaz.
Kazanılan bağımsızlığın üzerine bir devlet,
devletin üzerine bir Cumhuriyet,
Cumhuriyet'in üzerine de onu yaşatacak kurumlar inşa edilir.
9 Eylül, işte bu büyük yolculuğun duraklarından biridir.
Ve bugün, 9 Eylül 2026'da, geriye baktığımızda belki de en önemli sorumuz şudur:
Cumhuriyet'in kurucu iradesinden bize kalan nedir ve biz onu gelecek kuşaklara nasıl taşıyacağız?
Çünkü kuruluşu hatırlamak, yalnızca geçmişi anmak değildir.
Geleceği hangi değerler üzerine kuracağımıza karar vermektir.
9 Eylül kutlu olsun.
Yaşa, varol Fırka!





