İZVERİ

Köşe yazısı

Arsızı, Yolsuzu Salın Gitsin:

Temiz Siyaset ve Toplumsal Arınma Üzerine Cumhuriyet; ahlak ve erdemler ışığında arınmadır, hesaplaşmadır.

Yayınlandı: 4 Kasım 2026 20:42

Paylaş

Arsızı, Yolsuzu Salın Gitsin: Temiz Siyaset ve Toplumsal Arınma Üzerine

Cumhuriyet; ahlak ve erdemler ışığında arınmadır, hesaplaşmadır. Ve en önemlisi; kimsesizlerin hakkına sahip çıkmaktır!


Her şeyi sınırsız bir özgürlük zannına bağlayanların; toplu yaşamın ahlaki değerler üzerine kurulduğunu bilmemeleri içler acısıdır. Bireysel özgürlükler, toplumu ayakta tutan ahlaki değerlerin önüne geçemez. Nerede ve hangi şartta olursak olalım; her şeyden önce edep, önce töre! Kötülüklerinden beslenen kibirli bir güruh, haddini bilmezliği bir başkaldırı aracı olarak görüyor. Kadim devletimizin milli ve dini değerleri milletimizi bir arada tutan en büyük mukaddesatımızdır. Kim olursa olsun, kültürümüzü yok sayamaz, değerlerimizi kimse kirletemez! Devlet büyüklerimize hakaretten, siyasetten sanata kadar her alanda, hadsizliklerin "ifade özgürlüğü" ahlaksızlıkların  “özel hayat” kalkanıyla meşrulaştırılması toplumsal yapıyı zehirlemektedir. Şöhret ve çıkar uğruna değerlerinden vazgeçenler fildişi kulelerden savunuluyor.


Türkiye siyasette derin bir tıkanıklık yaşıyor çünkü sistemin kendisinde yapısal bir çürümüşlük var. Arınma lafla, hamasetle olmaz; kapıdan girilen ilk andan başlar. Aday adayları partiler için birer "gelir kapısı" haline gelmiş durumda; bağış adı altında akla sığmayan paralarla içeri giriliyor. Koltuk kapılınca makamlar gelir kapısına dönüşüyor, kaşıkla verdiğini kepçeyle geri alma derdi başlıyor. Gücü ahlaksızca hak gaspına dönüştüren bazı siyasiler problemi büyütürken, devlet adamlığı ruhunu taşıyanlar çözüm arıyorlar. Çünkü, bu bataklık kurutulmadıkça ne liyakat kalır ne kamu yararı.

Yargının ve dokunulmazlığın geldiği nokta da bu çürümeyi derinleştiriyor. İnananların vicdani huzurunu zedeleyen süreçler "siyasi yargı" kılıfıyla korunamaz. Vekillerin dokunulmazlık sınırları netleştirilmeli; bu kalkan, halka hesap verme zırhına dönüştürülmeli ve Siyasi Ahlak Yasası gecikmeksizin çıkarılmalıdır. Çünkü mutlak ve sınırsız güç yozlaşmayı getirir. 

Bir cinayet ve taciz olayında cinsine cibilliyetine bakılarak suçu hafifleten sebep aranması, güçlüler arasında sır olan faili meçhul cinayetler ve suçun ağırlığı kadar verilmeyen cezalar yaşam hakkını yok eden potansiyel suçlular doğuruyor. 

Siyasi organlarca fonlanan yayın organlarının basın özgürlüğü adı altında kitleleri manipüle etmesi ise her koldan batağı daha da büyütüyor.

Dokunulmazlık ve seçilmişlik zırhının arkasında yolsuzluk yapanları yalnızlaştırmak yerine, şahsı savunmak adına yolsuzluğun üstü örtülerek suç ortaklığı derecesinde sahip çıkıyorlar. Bilinen suçların ihbarı rüşvet pazarlığına dönüşmüş durumda. Yandaş olanların hırsıza, ahlaksıza, muhalefet uğruna değerlere hakaret edenlere ve özel hayat kılıfıyla sapıklık boyutundaki ahlaksızlıklara sahip çıkması, insanlara tam anlamıyla bir utanç çukuru hazırlamaktadır. Çukuru derinleştirenler, çürümüşlüğü genişletenler siyasetin çarklarını kendi çıkarlarına göre çevirenlerdir.

Bireysel özgürlük, özel hayat, sanat kisvesi altında hakaret edenleri saklayan, kendi çıkarlarını unutup kendilerini soyanları kutsayarak savunan inandırılmış ve kandırılmış halklar... Bütün bu tablo doğrudan toplumun ruhunda açılan bir yaradır. Bu irinleşmiş yara halkın sırtında kambura dönüşmüş bir yüktür. 

Kurdun dişine değen kanı da aç kurtları da temizlemek yine devletini milletini vatanını seven siyasi erklerin görevidir.

İster iktidar ister muhalefet olsun; kendinden olan hadsizi hırlıyı hırsızı savunmak yerine böylelerine karşı kenetlenmeliyiz. Rakiplerin birbirlerine sürekli algı malzemesi verdiği bu ezberci siyaset anlayışı ile bütünsel bir zafer elde edemeyiz. Temiz siyaset ve güçlü Türkiye ideali için gerektiğinde iktidar ve muhalefet yan yana durabilmelidir. Çünkü siyaset ayrıştırmak değil, liyakat ve adaletle güçlü bir gelecek inşa etmek içindir. Arınmanın yolu bellidir: Geçmişinde kamburu olanları siyasi arenaya sokmamak, liyakati üstün tutmak ve değerlerimizi kirletenlere karşı durmaktır.

Cumhuriyet; çöküşe karşı doğuş, esarete karşı tam bağımsızlıktır, ahlak ve erdemler ışığında arınmadır, hesaplaşmadır. Ve en önemlisi kimsesizlerin hakkına sahip çıkmaktır. Kendimiz olmanın tek yolu vatanımıza zarar verenlerden kurtulup Anadolu irfanına dönmektir.

Hadsizleşmeyi sanat zannedenleri, devletimizi milletimizi soyanları, kendi zehirleriyle toplumu çürütüp ahlaksızlık batağına çeken akıl ve vicdan yoksunlarını salalım gitsin!.. Bunun yolu da temiz siyasetten geçer. Bize gücünü ahlakla, aklını vicdanla harmanlayanlar yakışır; cumhuriyetimizin ışığında dostlarımız, yoldaşımız olsun.

Yorumunuzu Yazın

Yorumlar(0)

Henüz yorum yok.

Yorumlar kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan İZVERİ sorumlu değildir. Hukuka aykırı, nefret içeren veya hakaret barındıran yorumlar kaldırılabilir.

3 dk