İZVERİ

Köşe yazısı

Baba Ocağından Dışarıya: Forma Değişti, Saha Aynı mı?

Özgür Özel CHP’sindeki parti içi mücadele, "CHP işgal edildi, bir gün döneceğiz" söylemi ve 1930'ların Güneş Spor hikâyesinden siyasete yansıyan ironik ayna.

Yayınlandı: 14 Eylül 2026 23:47

Güncellendi: 8 Ekim 2026 05:34

Paylaş

Baba Ocağından Dışarıya: Forma Değişti, Saha Aynı mı?

Özgür Özel CHP’sindeki parti içi mücadele, "CHP işgal edildi, bir gün döneceğiz" söylemi ve 1930'ların Güneş Spor hikâyesinden siyasete yansıyan ironik ayna.

Siyasette Futbol Dili ve CHP’deki İç Mücadele

Siyaset futbol diliyle anlatılmaya başlandıysa, biz de futbol tarihinden siyasete ironik bir ayna tutalım. Çünkü bazen insan bir kulüpten ayrılır, yeni bir forma giyer, yeni bir takım kurar, hatta şampiyon bile olur; ama kalbinin tribünü hâlâ eski stadyumdadır.

Siyasetin son dönemde futbol terimleriyle anlatılmasına, “iki santrfor”, “teknik direktör” gibi benzetmelerle Özgür Özel de katkı verdi.

Öyleyse biz de futbol tarihinden bir örnekle siyasete bakalım.

1930’ların Galatasaray–Ateş-Güneş hikâyesi ile bugünün CHP–Yeni Parti ayrışması arasında bir paralellik kurulabilir mi?

Elbette tarih aynı değildir. Aktörler ve koşullar farklıdır. Fakat iki hikâyenin ortak bir sorusu var:

Bir yapıdan ayrıldığınızda gerçekten yeni bir yapı mı kurarsınız, yoksa eski yapının içindeki mücadeleyi başka bir sahaya mı taşırsınız?

1930’lardan Bir Siyasi Düşünce Deneyi: Galatasaray’dan Güneş’e

1930’ların başında Galatasaray’daki iç anlaşmazlıklar bir grubun kulüpten ayrılmasıyla sonuçlandı.

Yönetim anlayışı ve futbolun geleceğine ilişkin görüş ayrılıklarının ardından yeni bir kulüp kuruldu.

İlk düşünülen isim oldukça manidardı: Sarı-Kırmızı.

Ancak sonunda Ateş-Güneş adı benimsendi ve kulüp kısa sürede Güneş olarak anılmaya başladı.

Güneş, Galatasaray’ın karşısına güçlü bir rakip olarak çıktı. 1938’de hem İstanbul Ligi’nde hem de Millî Küme’de şampiyon oldu. (Hatta 20 Mart 1938’de oynanan maçta Galatasaray’ı 7-0 mağlup ederek tarihinin en ağır yenilgisini de yine Güneş Spor tattırdı.)

Yani ayrılanlar, kendi başlarına da başarılı olabileceklerini kanıtlamıştı.

Fakat hikâyenin en ilginç tarafı bundan sonra başladı.

Şampiyonluk Neden Yetmedi?

Güneş’in başarısına rağmen Galatasaray’la yeniden birleşme arayışlarının gündeme gelmesi şu soruyu doğuruyor: Neden?

Tarih bunun kesin cevabını vermiyor. Ancak iki ihtimal üzerinde düşünmek mümkün.

Belki ayrılığın temelinde yeni bir kulüp kurma arzusundan çok Galatasaray’daki yönetim mücadelesi vardı.

Eğer böyleyse Güneş’in şampiyonluğu, ayrılanların tezlerini kanıtlamıştı: “Ayrıldık ve başarılı olduk.”

Mücadele kazanılmışsa, ayrılığın gerekçesi de anlamını yitirmiş olabilir miydi?

Diğer ihtimal ise kurumsal köktü.

Yeni bir takım kurabilir, başarılı olabilir, hatta şampiyon olabilirsiniz. Fakat sportif başarı, tarihsel ve kurumsal aidiyetin yerini her zaman doldurmaz.

1934’te Galatasaray ile Ateş-Güneş arasında birleşmeye yönelik görüşmeler yapılması da bu açıdan dikkat çekicidir.

Sonuçta Güneş uzun ömürlü olmadı ve 1939’da kendisini feshetti.

Şampiyonluk kalıcı bir kurum yaratmaya yetmedi.

'CHP İşgal Edildi' Diyenlerin İronisi: Bıraktığınız Ev Yerinde Kalacak mı?

Güneş’in hikâyesi burada bitiyor; fakat asıl ilginç olan, aynı sorunun bugün siyasette karşımıza çıkması.

Bir yapıdan ayrılanlar gerçekten yeni bir yol mu açıyorlar; yoksa ayrıldıkları yapının geleceğine ilişkin mücadeleyi bu kez dışarıdan mı sürdürüyorlar?

Bugün CHP’den ayrılan 91 milletvekilinin Yeni Parti’yi kurması, bu soruyu yalnızca teorik olmaktan çıkarıyor.

91 milletvekili, yeni bir parlamento grubu ve yeni bir siyasi yapı…

Bu, kuşkusuz ciddi bir siyasi güç.

Ama asıl soru sayıdan sonra başlıyor: Yeni Parti gerçekten yeni bir siyasi hikâye mi yazıyor, yoksa CHP’deki mücadeleyi başka bir zeminde mi sürdürüyor?

Çünkü yeni bir parti kurmak, eski partiden zihinsel olarak kopmak anlamına gelmeyebilir.

CHP’nin tarihine, kurucu kimliğine ve geleceğine yapılan vurgular; hele “bir gün CHP’ye döneceğiz” düşüncesinin canlı tutulması, bu kopuşun ne kadar tamamlandığı sorusunu beraberinde getiriyor.

Burada CHP’deki yönetim değişikliği de ayrı bir anlam kazanıyor.

Eğer Yeni Parti kendi yolunu tamamen çizmişse, CHP’nin nasıl yönetileceği neden bu kadar önemlidir?

Ama bir gün geri dönme ihtimali varsa, soru değişir: Mesele Yeni Parti’nin nasıl büyüyeceği değil, dönülebilecek CHP’nin nasıl bir CHP olacağıdır.

İşte Güneş Spor ile bugünkü siyasi tablo arasındaki ironik paralellik burada ortaya çıkıyor.

Güneş kendi takımını kurmuştu; fakat Galatasaray’ın tarihsel kökü hâlâ oradaydı.

Bugün de yeni bir siyasi yapı kurulmuş durumda; fakat CHP’nin geleceği hâlâ tartışmanın merkezinde.

Forma Değişse de Kalbin Tribünü Nerede?

O halde asıl soru şudur: Yeni Parti kendi tarihini mi yazıyor, yoksa CHP’nin geleceğini mi bekliyor?

Bu sorunun cevabı, ayrılığın niteliğini de ortaya koyacaktır.

Çünkü gerçek kopuş, yalnızca yeni bir forma giymek değildir. Kendi takımınızın tarihine inanmaya başladığınız gün gerçekleşir.

Ve belki de bütün bu hikâyeyi anlatan en iyi futbol metaforu yine burada:

Bazen bir kulüpten ayrılırsınız.

Yeni bir forma giyersiniz.

Yeni bir takım kurarsınız.

Hatta şampiyon bile olursunuz.

Ama kalbinizin tribünü hâlâ eski stadyumdadır..

Yorumunuzu Yazın

Yorumlar(0)

Henüz yorum yok.

Yorumlar kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan İZVERİ sorumlu değildir. Hukuka aykırı, nefret içeren veya hakaret barındıran yorumlar kaldırılabilir.

4 dk