İZVERİ

Köşe yazısı

CUMHURİYET’İN AHLAKI 1933’TE KALMAMALI!

Dün yolsuzluğu ihbar edenler ödüllendiriliyordu; bugün yanlışları örtenler korunuyor! Cumhuriyet’in ahlakı parti rozetine göre değişmez!

Yayınlandı: 30 Ekim 2026 14:21

Güncellendi: 31 Ekim 2026 08:55

Paylaş

CUMHURİYET’İN AHLAKI 1933’TE KALMAMALI!

Dün yolsuzluğu ortaya çıkaranlar ödüllendiriliyordu. Bugün siyasi ahlak, parti rozetinin rengine göre mi belirleniyor?

Cumhuriyet yalnızca saltanatın yıkılması değildir. Devletin kişisel mülk, kamu makamlarının ganimet, halkın vergilerinin de siyasi iktidarın kasası olmadığının ilanıdır!

Cumhuriyet’in bir de ahlakı vardır.

O ahlakın temelinde dürüstlük, liyakat, kamu yararı ve hesap verebilirlik bulunur.

1933 yılında İzmir Rıhtım Şirketindeki yolsuzlukları ihbar eden çalışanların ödüllendirilmesini anlatan tarihsel hikâye, bugün yüzümüze tutulmuş bir ayna gibi.

Düşünün! Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında yolsuzluğu ortaya çıkarmak ödüllendirilecek bir davranış olarak görülürken, bugün neden önce ihbar edenin siyasi kimliği sorgulanıyor?

Çünkü siyasetin önemli bir bölümünde ahlak, ilke olmaktan çıkarılıp taraftarlığa dönüştürüldü.

İddia rakibiniz hakkındaysa adalet istiyorsunuz. Kendi arkadaşınız hakkındaysa önce bir komplo arıyorsunuz!

Rakibinizin belediyesinde şeffaflık, kendi belediyenizde dayanışma!

Rakibinizin yöneticisine soruşturma, kendi yöneticinize koşulsuz savunma!

Ne muazzam bir siyasi ahlak! Rozete göre değişen vicdan, makama göre eğilip bükülen ilke!

AKP iktidarının yıllardır eleştirdiğimiz liyakat, kayırmacılık ve kamu kaynaklarının kullanımına ilişkin uygulamaları ortada. Ancak aynı yanlışlar muhalefette yaşandığında susmak, iktidarın eleştirdiğimiz anlayışını yeniden üretmekten başka nedir?

CHP’nin burada çok daha ağır bir sorumluluğu var.

Çünkü Cumhuriyet’i kuran bir partinin görevi, yalnızca iktidarın yanlışlarını saymak değil; kendi siyasetinde Cumhuriyet’in ahlakını yaşatmaktır.

CHP’nin adı Cumhuriyet Halk Partisi ise Cumhuriyet’in ilkeleri parti kapısında askıya alınamaz!

Bir belediye başkanı, milletvekili veya parti yöneticisi hakkında ciddi ve somut iddialar ortaya çıktığında ne peşin hüküm kurulmalı ne de siyasi dokunulmazlık yaratılmalıdır.

Masumiyet karinesi hukukun güvencesidir. Ama masumiyet karinesi, siyasi hesap vermekten kaçmanın bahanesi değildir!

Aristoteles’in erdem anlayışından bugüne uzanan temel soru değişmedi: Siyaset ortak iyiliğe mi hizmet edecek, yoksa makam sahiplerinin çıkarlarına mı?

Ve gelelim o meşhur arınma meselesine…

Arınma, sevmediklerini partiden uzaklaştırıp sevdiklerinin yanlışlarını halının altına süpürmekse, bunun adı arınma değil, kadro temizliğidir!

Gerçek arınma; kişilere göre değil ilkelere göre davranmak, kamu kaynaklarını denetlemek ve gerektiğinde kendi siyasi çevrenizle de yüzleşmektir.

Cumhuriyet’in 103. yılında yeni kurtarıcılara, dokunulmaz liderlere, sorgulanamaz kadrolara ihtiyacımız yok.

İhtiyacımız olan, siyasi sadakatin değil kamu yararının üstün tutulduğu bir Cumhuriyet ahlakıdır!

Unutulmasın!

Yolsuzluğun partisi olmaz. Ahlakın da parti rozeti olmaz!

Cumhuriyet’i asıl kirleten, yanlış yapanın kimliği değil; yanlışı bildiği hâlde susanların siyasi ahlakıdır!

Hakan URUN

30 Ekim 2026

Yorumunuzu Yazın

Yorumlar(0)

Henüz yorum yok.

Yorumlar kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan İZVERİ sorumlu değildir. Hukuka aykırı, nefret içeren veya hakaret barındıran yorumlar kaldırılabilir.

2 dk