İZVERİ

Köşe yazısı

ERKEN SEÇİM Mİ, İKTİDARA YENİ BİR ÖMÜR MÜ?

Üçüncü dönemi hâlâ tartışmalıyken dördüncü adaylığın hesabı yapılıyor! Anayasa halkın güvencesi mi, iktidarın ömrünü uzatma aracı mı?

Yayınlandı: 16 Ekim 2026 11:07

Güncellendi: 16 Ekim 2026 14:25

Paylaş

ERKEN SEÇİM Mİ, İKTİDARA YENİ BİR ÖMÜR MÜ?

Üçüncü döneminin anayasal meşruiyeti hâlâ tartışılırken, şimdi dördüncü adaylığın hesabı yapılıyor. Cumhuriyet’in takvimi bir kişinin siyasi ömrüne göre mi düzenlenecek?

Türkiye’de siyaset, halkın sorunlarına çözüm üretmekten çok, bir kişinin yeniden aday olabilmesi için seçimlerin ne zaman yapılacağını tartışıyor.

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum’un 2028 seçimlerinin mart veya nisanda yapılabileceğine ilişkin açıklaması, bu tartışmayı yeniden gündeme taşıdı.

Ne büyük tesadüf!

Seçim takvimi birkaç hafta öne çekilecek, Anayasa’nın istisnai hükmü devreye sokulabilecek ve Erdoğan’a yeniden adaylık yolu açılabilecek.

Peki mesele gerçekten erken seçim mi, yoksa iktidarın sona erme ihtimaline tahammül edemeyen bir siyaset anlayışı mı?

ANAYASA KİŞİLERE GÖRE EĞİLİP BÜKÜLMEZ!

Anayasa’nın 101. maddesi açık: Bir kişi en fazla iki kez Cumhurbaşkanı seçilebilir.

  1. madde ise Cumhurbaşkanının ikinci döneminde Meclisin seçimleri yenilemesi hâlinde bir kez daha aday olabilmesine imkân tanıyor.

Üstelik Erdoğan’ın 2014 ve 2018’de seçilmesinin ardından 2023’te üçüncü kez aday olması da anayasal tartışmalara konu olmuştu. İktidar, 2017 anayasa değişikliğinin dönem hesabını yeniden başlattığını savunurken birçok hukukçu bu yoruma karşı çıktı.

Daha üçüncü dönemin anayasal meşruiyet tartışması kapanmamışken, şimdi dördüncü adaylığın hesabı yapılıyor!

Anayasa, iktidarın önündeki engelleri kaldırmak için değil, iktidarın önüne sınır koymak için vardır.

Montesquieu’nün işaret ettiği tehlike de budur: Sınırlandırılmayan güç, kendi sınırlarını ortadan kaldırmaya yönelir.

MEMLEKETİN TAKVİMİ BAŞKA, SARAYIN TAKVİMİ BAŞKA!

Emekli geçinemiyor, ücretli ay sonunu getiremiyor, gençler gelecek kaygısıyla yaşıyor.

Ama siyasetin gündemine bakıyoruz: 2028’in martı mı, nisanı mı?

Sanki memleketin bütün sorunları çözülmüş de geriye yalnız seçim takvimini bir kişinin adaylığına uygun hâle getirmek kalmış!

Devletin devamlılığı başka, bir siyasetçinin iktidarının devamlılığı başkadır!

CHP BU HESABIN FİGÜRANI OLAMAZ!

Başta CHP olmak üzere bütün muhalefet, bu anayasal ve siyasal tartışmayı ıskalama lüksüne sahip değildir!

Erken seçim istemek başka, Erdoğan’ın yeniden adaylığına zemin hazırlayabilecek bir siyasi hesabın parçası olmak başkadır.

Seçimlerin Meclis tarafından yenilenmesi için 360 milletvekilinin oyu gerekiyor. Dolayısıyla muhalefetin tutumu yalnız siyasi değil, anayasal sonuçlar da doğurabilir.

CHP, iktidarın belirlediği takvimin peşinden sürüklenmek yerine kendi demokratik ilkelerini ve anayasal gerekçelerini ortaya koymalıdır.

Muhalefetin görevi yalnız iktidarı değiştirmek değil, iktidarın kişiselleştirdiği devlet anlayışına karşı hukuk devletini savunmaktır!

CUMHURİYET KİMSENİN TAPULU MÜLKÜ DEĞİLDİR!

Demokrasi yalnız sandığa gitmek değil, iktidarın değişebilir olduğunu kabul etmektir.

Cumhuriyet ise hiçbir makamın halk iradesinden üstün olmamasıdır.

İktidarını sürdürmek isteyenlere soruyoruz:

Anayasaya uyarak mı yönetmek istiyorsunuz, yoksa yönetmeye devam edebilmek için Anayasa’nın istisnalarını mı seferber ediyorsunuz?

Unutulmasın! Cumhuriyet, bir kişinin siyasi ömrünü uzatma rejimi değil; halkın, gerektiğinde o iktidara son verebilme hakkının güvencesidir!

Hakan URUN

16 Ekim 2026

Yorumunuzu Yazın

Yorumlar(0)

Henüz yorum yok.

Yorumlar kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan İZVERİ sorumlu değildir. Hukuka aykırı, nefret içeren veya hakaret barındıran yorumlar kaldırılabilir.

2 dk