İZVERİ

Köşe yazısı

GÖKTEN YAĞMUR YAĞDI, YERDEN İHMAL FIŞKIRDI!

Rant uğruna kentler betona boğuldu, ihmaller felaketi büyüttü! Yağmur değil, denetimsizlik ve yanlış imar kararları sorgulanmalı. Hesabı kim verecek?

Yayınlandı: 19 Ekim 2026 11:27

Güncellendi: 19 Ekim 2026 13:49

Paylaş

GÖKTEN YAĞMUR YAĞDI, YERDEN İHMAL FIŞKIRDI!

Yağmurun suçlu ilan edildiği bir ülkede, dere yataklarına imar izni verenler, kentleri betona boğanlar ve felakete hazırlanmayanlar ne zaman hesap verecek?

İstanbul’a yağmur yağdı. Yollar göle, alt geçitler havuza, evler ve iş yerleri su deposuna döndü.

Canlar kaybedildi. Yılların emeği birkaç saatte sulara karıştı.

Sonra o meşhur açıklamalar başladı: Olağanüstü yağış, iklim değişikliği, beklenmeyen afet!

Ne kadar kullanışlı bir mazeret, değil mi?

Gökyüzü konuşamıyor, yağmur kendini savunamıyor. Bütün sorumluluğu doğaya yüklemek ne kadar kolay!

DOĞA YAĞMURU YAĞDIRIR, FELAKETİ KİM BÜYÜTÜR?

Dere yataklarına binaları yağmur yapmadı.

Toprağın nefesini betonla kesen, suyun doğal akışını değiştiren, altyapı yatırımlarını erteleyen yağmur değildi.

Bunların her biri insan eliyle alınmış kararların sonucudur.

Elbette olağanüstü yağışlar, güçlü altyapıları bile zorlayabilir. Ancak bu gerçek, yanlış imar kararlarının ve yetersiz hazırlığın sorgulanmasını engellemez.

Doğayı suçlamak kolaydır; asıl cesaret, insan eliyle büyütülen risklerin hesabını sormaktır!

RANT YUKARI ÇIKAR, SU AŞAĞI İNER!

Kentler büyürken riskler de büyüyor. Fakat riskin bedelini herkes aynı ölçüde ödemiyor.

Birileri imar kararlarından ekonomik kazanç sağlarken, başkaları su basan bodrumlarda yaşamını sürdürmek zorunda kalabiliyor.

Ulrich Beck’in Risk Toplumu düşüncesi tam da bu eşitsizliğe dikkat çeker.

Modern toplum yalnız servet üretmez; tehlike de üretir. Üstelik tehlikenin yükü çoğu zaman onu yaratmayanların omuzlarına biner.

Rantın kazancı özel ellerde kalırken, felaketin faturası neden topluma çıkar?

SİGORTASIZ RİSK, BİRİKMİŞ EMEĞİN KAYBIDIR!

Bir esnaf düşünün.

Yıllarca çalışmış, stok oluşturmuş, makineler almış, iş yerini kurmuş.

Bir gece su basıyor. Sabah kepengi açtığında yalnız ürünleri değil, ekonomik geleceği de zarar görmüş.

Peki güvencesi var mı?

DASK’ın sel ve su baskınını karşılamadığını, konut ve iş yeri sigortalarında bu riskin uygun teminatlarla güvence altına alınması gerektiğini biliyor muyuz?

Sigorta yalnız poliçe düzenlemek değildir. Riskleri önceden görmek, teminatları, limitleri ve istisnaları bilmek, ekonomik geleceği korumaktır.

Sigorta bilinci, felaketten sonra yardım beklemek değil; felaketten önce kayıplara karşı hazırlıklı olmaktır!

Ama unutulmasın: Sigorta, kamunun yerine geçmez. İmar yanlışlarını düzeltmez, dere yatağını boşaltmaz, altyapı inşa etmez.

ASIL FELAKET, HESAP SORULMAMASIDIR!

Merkezi iktidar, belediyeler, imar yetkisini kullananlar ve denetim sorumluluğu taşıyanlar kendi kararlarının hesabını vermelidir.

Dün hangi siyasi partinin yönettiği, bugün kimin koltukta oturduğu bu sorumluluğu ortadan kaldırmaz.

Çünkü kent yönetimi siyasi propaganda değil, insan hayatı meselesidir.

Yağmurun hesabını gökyüzünden soramazsınız.

Ama dere yataklarını yapılaşmaya açanlardan, riskleri görmezden gelenlerden, önlem almayanlardan sorabilirsiniz!

Ve belki de en rahatsız edici soru şudur:

Her felaketten sonra doğayı suçlayanlar, bir gün kendi kararlarının sonuçlarıyla yüzleşecek mi?

Hakan URUN

19 Ekim 2026

Yorumunuzu Yazın

Yorumlar(0)

Henüz yorum yok.

Yorumlar kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan İZVERİ sorumlu değildir. Hukuka aykırı, nefret içeren veya hakaret barındıran yorumlar kaldırılabilir.

2 dk