İZVERİ

Köşe yazısı

MUHALEFET DENİNCE DEMİREL!

Kim ne derse desin, Türk siyasetinde muhalefet nasıl yapılır sorusunun ete kemiğe bürünmüş cevabıdır merhum Süleyman Demirel! Altı kere gidip yedi kere gelmekten tutun da “Dün…

Yayınlandı: 18 Ekim 2026 15:30

Paylaş

Kim ne derse desin, Türk siyasetinde muhalefet nasıl yapılır sorusunun ete kemiğe bürünmüş cevabıdır merhum Süleyman Demirel!

Altı kere gidip yedi kere gelmekten tutun da “Dün dündür, bugün bugündür.” sözüne kadar, hayatın içinden gelen söylemleriyle bir siyaset efsanesi…

“Dünkü güneşle çamaşır kurutulmaz!” diyerek ev hanımlarına kadar ulaşan mesajlar vermek, iki anahtar vaadiyle halkın beklentilerine tercüman olmak, 500 günde enflasyonu çözme iddiasıyla umut aşılamak… İşte halkla bütünleşmek ve seçim kazanmak!

İl il, ilçe ilçe bütün teşkilat tek vücut! Demirel ne diyorsa herkes aynı dili konuşuyor. Söylemde birlik, eylemde bütünlük, hedefte iktidar… Zaferin yolu belli!

Peki, bugünkü muhalefet neden aynı başarıyı gösteremiyor?

Aslında şartlar, aşağı yukarı aynı!

Sene 1991…

İktidarda ANAP var. Kamu imkânları ve iktidar olmanın avantajları elinde. Ancak karşısında, başta Demirel olmak üzere, teşkilatına hâkim ve kendi siyasi çizgisini sahaya yansıtabilen bir muhalefet var. Diğer liderlerin de hakkını teslim edelim; mesele yalnızca Demirel değil, topyekûn bir mücadele anlayışı!

Üstelik bugünkü gibi kendi kendisiyle uğraşan, muhalefete muhalefet etmeyi siyaset zanneden bir muhalefet tablosu da yok!

Çünkü siyasette ete kemiğe bürünmeyen, halkın hayatına dokunmayan eylem ve söylemler zafer getirmez!

Bir ülkede uzun süreli bir iktidar varsa bu, iktidarın ciddi başarıları olduğu kadar muhalefetin yetersizliğinin de göstergesidir.

Gerçek bu!

Bugün belediye başkanlarını başka bir partiye geçti diye itham edenler, yarın baraj altında kalma korkusuyla salvo yaptıkları bloka yamanmaya kalkarlarsa şaşırmamak gerekir!

Ötenazi Bayramınız kutlu olsun!

Olaylara göre savrulan, hadiselerin peşinden sürüklenen, her gelişmede pozisyon değiştiren bir muhalefet anlayışı güven kaybettirir. Bunu göremeyenler ise siyaset uzmanı kesiliyor bu ülkede!

Halk cahil olabilir ama ariftir!

Senin ne söylediğinden önce ne yapmak istediğini, neyi başarabileceğini tartar. Söylediklerinle yaptıkların arasındaki mesafeyi de pekâlâ görür.

“Bunlardan bir yol olmaz!” algısını yıkamadığın sürece iktidar olamazsın.

Allâme-i cihan olsan da kâr etmez arkadaş!

Halk somut, inandırıcı ve hayatına dokunan eylem ve söylemler istiyor.

Kendisiyle aynı dili konuşmayanlara kolay kolay oy vermez bu halk. Verse bile arifeyi gösterir, bayramı getirmez!

Bugün sokağa çıkın, yüz kişiye sorun: Kaçı “varsıl” kelimesini anlar? Anlamayan da sana bakıp güler dostum!

Halkın dilinde zengin varken varsıl demenin, cevap dururken yanıt demenin, sade dururken yalın kelimesine sarılmanın neresi siyaset?

Böyle yaparak halkla bütünleşemezsin!

Reklam şirketlerinden bari ders alın! Siz hiç bir ürünün tanıtımında halkın gündelik dilinden uzaklaşarak tüketiciye ulaşmaya çalışıldığını gördünüz mü?

Bilmiyorsunuz bu işleri! Bilmediğiniz gibi bilenlere de sormuyorsunuz. Etrafınız da bilmeyenlerle dolu!

Sonra da dönüp “Neden oy alamıyoruz?” diye soruyorsunuz.

Çevreniz seçmeni suçlayarak, “Bunlar koyun, bunlar makarnacı!” diyerek kendini kurtarıyor ama bu şekilde bir yere varamazsınız!

İktidar makarnayla karın doyuruyorsa sen de belediye imkânlarını kullanarak çiftlik kurup halka ucuz et yedirebilirsin. Engel mi var?

Madem makarna yiyenin kafası çalışmıyor, o zaman et yedirin!

Halkın sofrasına dokunamıyorsan, ekonomik sıkıntısına somut bir çözüm sunamıyorsan, yalnızca nutuk atarak iktidar olamazsın.

Müteahhitlerle iş bitirip bire on kazanma derdine ram olmuş bir siyaset anlayışının halka verebileceği ne olabilir ki?

Açın hâlinden tok anlamıyor!

Muhalefet cephesinde yıllarını Meclis'te geçirmiş, ömrünü milletvekilliğiyle tamamlamış nice fosil var. İktidarda da benzerleri mevcut, tamam! Ama senin farklı olman gerekmiyor mu?

Sanki bu memlekette başka adam kalmamış gibi neden hep aynı zihniyete, aynı kadrolara, aynı siyaset yapma biçimine sarılıyorsun?

Kazanamıyorsun işte bunlarla!

İnadım inat diyerek yol alamazsın. Sırf sen istiyorsun diye halkın sana oy vereceğini düşünemezsin.

İnat ederek zirveye yerleşen iki canlı var doğada: Biri keçi, diğeri katır!

Siyaset meydanlarında inat değil, kararlılık esastır.

Aslanı kral yapan inadı değil kararlılığı ve yerli yerinde hamlesidir.

İnat, insanı kendi doğrularına mahkûm eder; kararlılık ise hedefe ulaştıracak yolu bulmaya zorlar.

Demirel'in siyasetinden çıkarılacak ders de burada yatıyor: Halkın dilini konuşmak, teşkilatı aynı hedef etrafında birleştirmek, somut vaatler ortaya koymak ve şartlara göre strateji geliştirmek…

Muhalefet, iktidarın yanlışlarını saymakla yetinemez. Halkın gözünde kendisini iktidara alternatif hâline getirmek zorundadır.

Çünkü iktidar olmak, yalnızca mevcut iktidarın başarısızlığına bel bağlamak değildir.

İktidar olmak, halkın gözünde “Bunlar yapamaz!” kanaatini “Bunlar yapar!” inancına dönüştürebilmektir.

Gerisi laf-ı güzaf!

Numan CENGİZ

İlahiyatçı Araştırmacı Yazar

Yorumunuzu Yazın

Yorumlar(0)

Henüz yorum yok.

Yorumlar kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan İZVERİ sorumlu değildir. Hukuka aykırı, nefret içeren veya hakaret barındıran yorumlar kaldırılabilir.

4 dk