İZVERİ

Köşe yazısı

ÖTENAZİ

Muhalefetin İntihar Sendromu! Kendi topuğuna sıkma, rakibe malzeme verme yarışı! Muhalefetin bugün yaşadığı en büyük sorunlardan biri, kendi kendisiyle mücadele etmekten rakibiyle…

Yayınlandı: 4 Kasım 2026 07:36

Güncellendi: 4 Kasım 2026 09:47

Paylaş

Muhalefetin İntihar Sendromu!

Kendi topuğuna sıkma, rakibe malzeme verme yarışı!

Muhalefetin bugün yaşadığı en büyük sorunlardan biri, kendi kendisiyle mücadele etmekten rakibiyle mücadele etmeye fırsat bulamaması.

Kendi ayağına kurşun sıkmakta, rakibine malzeme vermekte ve en önemlisi tabanın sesine kulaklarını tıkamakta adeta birbirleriyle yarışıyorlar!

Tabanı, emre âmâde bir sürü gibi görmek; siyasetçinin ağzından düşürmediği "Peşimden gelin!" komutuyla seçmeni peşine takabileceğini zannetmek ne büyük yanılgı!

Sıkışınca da "Bana ders verme, aklına ihtiyacım yok!" diyerek kapıları kapatmak...

Doğru, tabanın aklına ihtiyacın olmayabilir muhterem ama oyuna ihtiyacın var!

Peki, tabana rağmen siyaset yaparak tabandan nasıl oy alacaksın?

Küskün yaratarak, kırgın yaratarak, üzgün yaratarak sandıkta nasıl karşılık bulacaksın?

Zaten kuşatılmış durumdasın. Rakibin güçlü, oyunun kurallarını biliyor ve kendi stratejisini uyguluyor.

Sen ise rakibinle mücadele etmek yerine kendi tabanını da küstürmüşsün. Şimdi hangi güçle, hangi motivasyonla ve kimin desteğiyle yol alacaksın?

Olmuyor muhterem, olmuyor!

Umut taciri olmak başka, umut vermek başka!

Umut vermek sanattır. Herkesin harcı değildir. Klişe söylemlerle, ezberlenmiş sloganlarla, içi boş vaatlerle umut olamazsın.

Seçmen artık yalnızca ne söylediğine değil, ne yaptığın ve ne yapabileceğine de bakıyor.

Anlamsız ve gereksiz hamlelerle enerji sarfiyatı yapıyorsun. Yanı başındaki tehlikeyi görmeyip alakasız dehlizlerde mercan arıyorsun!

Ambarındaki buğdayı fareler tüketiyor, sen Dimyat'ta pirinç derdine düşmüşsün!

Önce hanendeki fareleri hakla, hane halkının rızkını garantiye al; sonra pirinç sevdana düş muhterem!

Siyaset, öncelikleri doğru belirleme sanatıdır. Önceliklerini karıştırırsan enerjini tüketir, zamanını kaybeder, elindeki imkânları da kendi ellerinle heba edersin.

Boş koşudan gol olmaz!

Sahada topu sağa, sola, geriye çevirmekle maç kazanılmaz. Boş ataklarla, sonuç üretmeyen paslaşmalarla ancak dakika öldürürsün.

Doksan dakika sonunda bitiş düdüğü çaldığında ise sonuç değişmez: Yine kâbus, yine yenilgi!

Sonra ne yapacaksın? Antrenör mü değiştireceksin? Başkan mı değiştireceksin?

Değiştir muhterem, değiştir! Ama mesele yalnızca antrenör veya başkan değişikliği değil ki!

Mental değişim şart!

Önce siyaset anlayışını, ardından yöntemini ve önceliklerini gözden geçireceksin.

Yol haritanı sonuç odaklı hazırlayacaksın. Nasıl oy alırım, kimden oy alırım, hangi seçmenin hangi beklentisine nasıl karşılık veririm diye düşüneceksin.

Siyaseti temennilerle değil, analitik bir yöntemle yürüteceksin.

Seçmeni dinleyecek, tabanın nabzını tutacak, itirazı düşmanlık değil uyarı olarak göreceksin.

Eleştiriden kaçmayacak, kendi yanlışlarınla yüzleşmekten korkmayacaksın.

Çünkü siyaset, yalnızca kendi doğrularını anlatmak değil, toplumun beklentilerini anlayıp onlara karşılık üretebilmektir.

Bugün sağda da solda da yaşanan en büyük sorunlardan biri tam da budur: Kendi seçmeniyle iletişim kuramayan, toplumsal beklentileri okuyamayan ve umut üretmekte zorlanan siyaset anlayışı!

Klişe söylemlerle umut olamazsın muhterem!

Ol(a)mıyorsun da!

Bir siyasi hareketin en büyük kaybı yalnızca oy kaybetmesi değildir. Asıl kayıp, kendisine inananların inancını, kendisinden beklentisi olanların umudunu ve arkasında duranların heyecanını kaybetmesidir.

Yaşanan onca soruna rağmen bugün Cumhur İttifakı hâlâ yüzde 45 bandında seyrediyorsa bu, yalnızca iktidarın başarısı değil, aynı zamanda muhalefetin aczinin de göstergesidir.

Öncelikle, kamuoyunda Barış Anneleri olarak anılan bir grup kadın, Öcalan için özgürlük talebinde bulunuyor. Bu grubun siyasi aidiyetinin DEM çizgisi olduğu ve DEM'in ulaşabileceği azami oy oranının yüzde 15 bandında bulunduğu gerçeği ortadadır.

Kaldı ki DEM, bugün Cumhur İttifakı ile aynı siyasi zeminde konumlanmaktadır. Dolayısıyla bu kesimden eskisi gibi Kemal Kılıçdaroğlu'na ve CHP'ye oy geleceğini beklemek gerçekçilikten uzaktır. Böyle bir beklentiye bel bağlamak ise siyasi matematiği okuyamamak demektir.

Öte yandan Öcalan karşıtlığında açık ve net bir pozisyon alan İYİ Parti'nin tabanı, 2023 genel seçimlerindeki oy oranı dikkate alındığında yüzde 10 bandındadır. Milliyetçi blokun partisel toplamı ise MHP de dâhil edildiğinde yaklaşık yüzde 25 seviyesindedir.

AK Parti içerisinde dahi bu konuda ciddi rahatsızlıkların bulunduğu bilinirken, söz konusu siyasi çevrelerle yakınlaşmanın Sayın Kılıçdaroğlu'na sandıkta ne tür bir katkı sağlayacağı büyük bir muammadır.

Böylesine belirsiz bir siyasi zeminde yol alarak hiçbir parti sağlam limana ulaşamaz!

Cumhur İttifakı'na yakın kesimlerin hatırını kırmamak adına, karşı tarafta net bir duruş sergileyen seçmeni görmezden gelmek; üstelik anket şirketlerinin kararsız seçmen olarak tanımladığı, yaklaşık yüzde 50'lik potansiyel seçmen havuzunu hesaba katmadan hareket etmek, siyasetin gerçeklerinden kopmaktır.

Peki, bu tür fuzulî hamlelerle söz konusu seçmen kitlesinden nasıl oy alınacak?

Tam anlamıyla bir siyasi dram!

Kazanmaya değil, kaybetmeye oynayan bir oyuncunun şaşkınlık ritüellerini izliyoruz âdeta!

Sandık günü geldiğinde bunun hesabı en tepeye kesilir. Sonrasında kimse hançer, ihanet ve arkadan vurulma masallarına sığınmasın!

Muhalefet, Kaybedenler Kulübünün müzmin üyesi olarak istikrarını koruyor. Ne ilginç!

Gerek CHP ve Yeni Parti gerekse İYİ Parti, son dönemde adeta kendi topuğuna sıkma yarışına girmiş durumda.

Siyaset, niyet okumaktan önce seçmen okumayı gerektirir. Seçmenin hassasiyetlerini, beklentilerini ve değişen siyasi dengeleri doğru analiz edemeyenlerin, iktidarı değiştirme iddiası da havada kalır.

Çünkü seçimler, kimin kime yakın durduğuyla değil, kimin seçmeni ikna edebildiğiyle kazanılır!

Seçmen, kendisini yok sayanı sandıkta yok sayar!

Ve bütün bunların adı:

UMUDUN İFLASI!

Numan CENGİZ
İlahiyatçı Araştırmacı Yazar

Yorumunuzu Yazın

Yorumlar(0)

Henüz yorum yok.

Yorumlar kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan İZVERİ sorumlu değildir. Hukuka aykırı, nefret içeren veya hakaret barındıran yorumlar kaldırılabilir.

4 dk