İZVERİ

Köşe yazısı

PARTİ DEĞİŞTİ, KOLTUK DEĞİŞMEDİ!

Siyaset gerçekten ilke ve inanç meselesi mi, yoksa koltuğu koruma sanatı mı?

Yayınlandı: 18 Ekim 2026 01:18

Paylaş

PARTİ DEĞİŞTİ, KOLTUK DEĞİŞMEDİ!

SEÇMENİN EMEĞİ BU KADAR UCUZ DEĞİL!

Türkiye siyasetinde artık öyle bir noktaya geldik ki insanın aklına ister istemez şu soru geliyor:

Siyaset gerçekten ilke ve inanç meselesi mi, yoksa koltuğu koruma sanatı mı?

Çünkü bazıları için parti değişiyor…

Rozet değişiyor…

Söylem değişiyor…

Dün savunduğu bugün eleştirdiği hale geliyor…

Ama nedense koltuk hiç değişmiyor!

İşte asıl mesele tam da burada başlıyor.

CHP’den kim gitmek istiyorsa gitsin!

Belediye başkanıymış…

Milletvekiliymiş…

Meclis üyesiymiş…

İl başkanıymış…

İlçe başkanıymış…

Yıllardır CHP’de siyaset yapmışmış…

Hiç fark etmez.

Kim kendisini başka bir siyasi yapıya daha yakın hissediyorsa oraya gitsin.

Kim başka bir partiye inanıyorsa o partide siyaset yapsın.

Kim CHP ile yollarını ayırmak istiyorsa ayırsın.

Kimsenin siyasi tercihini zorla elinden almak gibi bir düşüncemiz yok.

Ama bir şartımız var:

CHP’DEN GİDİYORSAN, CHP’NİN OYUYLA KAZANDIĞIN KOLTUĞU DA BIRAK!

Çünkü siyasi tercih özgürdür.

Ama emanet özgürce sahiplenilecek bir kişisel mülk değildir.

Oluşturulan görsel 1

O KOLTUK SİZİN DEĞİL!

Bunu özellikle belediye başkanları ve milletvekilleri için söylüyoruz.

O belediye başkanlığı koltuğu sizin şahsi malınız değildir.

O milletvekilliği makamı sizin tapulu mülkünüz değildir.

O makamı cebinizden satın almadınız.

O yetkiyi bir siyasi parti size miras bırakmadı.

Siz o makama seçmenin oyuyla geldiniz.

Ama o oylar boşlukta oluşmadı.

Arkasında bir siyasi parti vardı.

Bir örgüt vardı.

İlçe örgütleri vardı.

İl örgütleri vardı.

Gençlik kolları vardı.

Kadın kolları vardı.

Sandık görevlileri vardı.

Gönüllüler vardı.

Kapı kapı dolaşan insanlar vardı.

Kendi cebinden seçim masrafı yapan insanlar vardı.

Gece gündüz çalışan insanlar vardı.

Sandık başında sabahlayan insanlar vardı.

Ve en sonunda…

Size güvenerek oy veren milyonlar vardı.

Şimdi bütün bunların üzerine basıp başka bir siyasi partiye geçeceksiniz.

Sonra da diyeceksiniz ki:

“Ben istifa ettim ama belediye başkanlığım devam ediyor.”

“Ben parti değiştirdim ama milletvekilliğim devam ediyor.”

Öyle mi?

YOK ÖYLE YAĞMA!


ROZETİ ÇIKARIP KOLTUĞA SARILMAK SİYASET DEĞİLDİR!

Parti değiştirmek siyasi bir tercihtir.

Ama siyasi tercihin de bir bedeli vardır.

Eğer CHP’den ayrılıyorsanız, CHP’nin size sağladığı siyasi zeminden de ayrılmanız gerekir.

Çünkü siz CHP’nin adayı olarak seçildiniz.

CHP’nin logosuyla seçime girdiniz.

CHP’nin örgütüyle çalıştınız.

CHP seçmeninden oy istediniz.

CHP’nin siyasi kimliğiyle insanlardan destek aldınız.

Ve seçildiniz.

Şimdi aynı seçmenin karşısına çıkıp:

“Ben artık başka partiliyim ama makamım aynı.”

demek…

Siyasi açıdan ciddi bir tartışmayı beraberinde getirir.

Çünkü burada yalnızca parti değiştirmek yoktur.

Burada emeğin üzerine oturmak vardır.

Burada seçmenin iradesinin kişisel siyasi kariyere dönüştürülmesi vardır.

Burada örgütün yıllarca verdiği mücadelenin yok sayılması vardır.


SEÇMENİN EMEĞİ BU KADAR UCUZ DEĞİL!

Bir seçim düşünün.

Aylarca çalışılıyor.

İnsanlar gecesini gündüzüne katıyor.

Kadınlar mahalle mahalle dolaşıyor.

Gençler sokak sokak çalışıyor.

İlçe örgütleri toplantılar yapıyor.

Sandık görevlileri eğitim alıyor.

İnsanlar seçim günü sabahın erken saatlerinde sandık başına gidiyor.

Sandıklar kapanıyor.

Tutanaklar tutuluyor.

İnsanlar gece yarılarına kadar sonuç bekliyor.

Ve sonunda siz seçiliyorsunuz.

Peki bütün bu emeğin karşılığı ne?

Siz seçildikten sonra CHP’den istifa edip başka bir partiye geçiyorsunuz.

Sonra da aynı makamda oturmaya devam ediyorsunuz.

İşte buna itiraz ediyoruz.

Çünkü siyaset yalnızca sandık sonucundan ibaret değildir.

Sandığın arkasında emek vardır.

Sandığın arkasında güven vardır.

Sandığın arkasında örgüt vardır.

Sandığın arkasında seçmenin iradesi vardır.

O nedenle seçmenin verdiği oy, bir kişinin siyasi kariyerine yazılmış boş çek değildir.


“AMA BEN SEÇİLDİM!”

Evet.

Seçildiniz.

Ama tek başınıza seçilmediniz.

CHP’nin adayı olarak seçildiniz.

CHP’nin siyasi kimliğiyle seçildiniz.

CHP örgütünün çalışmasıyla seçildiniz.

CHP seçmeninin oyuyla seçildiniz.

Dolayısıyla “Ben seçildim, istediğim partiye giderim, makamım da bende kalır” anlayışı siyasi açıdan tartışmasız kabul edilmek zorunda değildir.

Tam tersine, burada çok temel bir soru vardır:

Sizi seçen seçmen bugün de aynı siyasi tercihe sahip mi?

İşte asıl mesele budur.

Seçmen CHP’ye oy verdi.

Siz başka partiye geçtiniz.

O halde ortaya çıkan siyasi irade tartışmasını görmezden gelmek mümkün değildir.


CHP KİMSENİN SİYASİ KARİYER BASAMAĞI DEĞİLDİR!

CHP şahısların malı değildir.

CHP belediye başkanlarının malı değildir.

CHP milletvekillerinin malı değildir.

CHP il başkanlarının malı değildir.

CHP ilçe başkanlarının malı değildir.

CHP hiçbir kişinin kişisel siyasi şirketi değildir.

CHP koltuk değildir.

CHP kariyer merkezi değildir.

CHP siyasi transfer merkezi değildir.

Kimse CHP’yi kendi siyasi geleceğinin basamağı olarak kullanamaz.

Kimse örgütün emeğini kendi kariyer planına malzeme yapamaz.

Kimse CHP’nin seçmen desteğini kişisel siyasi sermayesi olarak görmemelidir.

Çünkü CHP kişilerden büyüktür.

Çok daha büyüktür.


GİTMEK İSTEYEN GİTSİN!

Hatta açıkça söylüyorum:

Giden gitsin!

Kimseyi zorla tutmayın.

Kimseye yalvarmayın.

Kimseyi “aman gitme” diye ikna etmeye çalışmayın.

Çünkü bir siyasi partiye gerçekten inanmayan kişinin orada kalmasının kimseye faydası yoktur.

İnanmıyorsa gitsin.

Başka yerde siyaset yapmak istiyorsa yapsın.

Kendi siyasi yolunu çizmek istiyorsa çizsin.

Ama giderken CHP örgütünün emeğini de bavuluna koyup götürmesin.

Giderken seçmenin oyunu kişisel malı gibi görmesin.

Giderken emanet edilen makamı kendi siyasi mülkü sanmasın.

GİTMEK SERBESTTİR. EMANETİ GÖTÜRMEK DEĞİL!


“BENİM KOLTUK BENİMLE GELİR” DİYENLERE…

Hayır!

O koltuk sizinle gelmedi.

O koltuk sizden önce de vardı.

Sizden sonra da olacak.

Siz o koltuğun sahibi değilsiniz.

Geçici emanetçisisiniz.

Bugün siz oturursunuz.

Yarın başkası oturur.

Ama koltuk halkındır.

Makam halkındır.

Yetki halkındır.

Demokrasi halkındır.

Ve seçmenin verdiği oy, hiç kimsenin kişisel siyasi mülkü değildir.


SİYASİ AHLAK TAM DA BURADA BAŞLAR

Siyaset sadece konuşmak değildir.

Siyaset sadece kürsüye çıkmak değildir.

Siyaset sadece rozet takmak değildir.

Siyaset sadece seçim kazanmak değildir.

Siyaset aynı zamanda sorumluluktur.

Vefadır.

Emanete sadakattir.

Örgütün emeğine saygıdır.

Seçmenin iradesine saygıdır.

Ve bazen siyasi ahlak, insanın sahip olduğu makamı bırakabilmesini gerektirir.

Çünkü insanın karakteri yalnızca koltuğa nasıl oturduğuyla değil, gerektiğinde koltuktan nasıl kalktığıyla da ölçülür.


CHP EKSİLMEZ!

Birileri gider.

Birileri gelir.

Birileri istifa eder.

Birileri yeni parti kurar.

Birileri başka partilere geçer.

Birileri CHP’yi kendisiyle birlikte götürebileceğini sanır.

Ama yanılır.

Çünkü CHP şahısların toplamından ibaret değildir.

CHP bir tarihsel birikimdir.

Bir örgüttür.

Bir seçmen kitlesidir.

Bir siyasi mücadeledir.

Bir Cumhuriyet mirasıdır.

Ve Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi'dir.

Bu nedenle hiç kimse CHP’nin üzerinde değildir.

Hiç kimse CHP’den büyük değildir.

Hiçbir belediye başkanı CHP’den büyük değildir.

Hiçbir milletvekili CHP’den büyük değildir.

Hiçbir genel başkan bile CHP’nin sahibi değildir.

CHP ŞAHISLARDAN BÜYÜKTÜR!


TEMİZLİK BAZEN EKSİLMEK DEĞİL, YÜKLERDEN KURTULMAKTIR

Eğer birileri gerçekten CHP’de siyaset yapmak istemiyorsa, bırakın gitsin.

Belki de bu CHP için bir kayıp değil, aksine bir arınma fırsatıdır.

Çünkü bir siyasi parti, kendisini istemeyen insanların peşinden koşarak büyümez.

İlkesine inanan insanlarla büyür.

Örgütüne güvenen insanlarla büyür.

Seçmenine saygı duyan insanlarla büyür.

Siyaseti kişisel çıkar değil, kamusal sorumluluk olarak gören insanlarla büyür.

Bu nedenle:

Giden gitsin!

Ama giderken CHP’yi suçlayarak, CHP seçmenini küçümseyerek, örgütün emeğini yok sayarak ve CHP sayesinde kazandığı makamı kişisel siyasi ganimet gibi yanında taşıyarak gitmesin.


SON SÖZ: EMANETİ SAHİBİNE TESLİM EDİN!

CHP’den istifa eden belediye başkanlarına…

Milletvekillerine…

Meclis üyelerine…

İl ve ilçe yöneticilerine…

Ve başka siyasi yapılara geçen herkese sözümüz açık:

Siyasi tercihiniz sizin.

Gideceğiniz parti sizin.

Kuracağınız yeni siyasi hayat sizin.

Ama CHP sayesinde elde ettiğiniz siyasi makamı kişisel mülkünüz gibi görmeyin.

Çünkü:

O koltuk sizin değil.

O makam sizin değil.

O yetki sizin değil.

O koltuk seçmenin.

O makam halkın.

O yetki emanettir.

Ve emanete sahip çıkmanın en temel şartı, gerektiğinde onu sahibine teslim edebilmektir.

Bugün CHP’den ayrılıp başka bir partiye geçiyorsanız, kimse size “Gitme” demiyor.

Gidin!

Ama giderken arkanızda bıraktığınız insanların emeğini de hatırlayın.

Sandık başında bekleyenleri hatırlayın.

Kapı kapı dolaşanları hatırlayın.

Sizin için çalışan örgütü hatırlayın.

Size oy veren seçmeni hatırlayın.

Ve en önemlisi, o koltuğa sizi taşıyan siyasi iradeyi hatırlayın.

Çünkü siyaset, koltuğa yapışma sanatı değildir.

Siyaset, gerektiğinde koltuktan kalkabilme cesaretidir.

PARTİ DEĞİŞTİ, KOLTUK DEĞİŞMEDİ!

SEÇMENİN EMEĞİ BU KADAR UCUZ DEĞİL!

Gidecekseniz gidin.

Ama emaneti bırakın.

Rozeti çıkarıyorsanız, koltuğa da veda etmeyi bilin.

Çünkü:

CHP ŞAHISLARDAN BÜYÜKTÜR.

CHP KOLTUKLARDAN BÜYÜKTÜR.

CHP HALKINDIR.

Yorumunuzu Yazın

Yorumlar(0)

Henüz yorum yok.

Yorumlar kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan İZVERİ sorumlu değildir. Hukuka aykırı, nefret içeren veya hakaret barındıran yorumlar kaldırılabilir.

7 dk