SARIGÜL SİYASETİ
Ofsaytı Kaldır, Karpuzu Tokatla, Memleketi Yönet!
Türk siyaseti çok şey gördü.
Miting gördü.
Otobüs gördü.
Meydan gördü.
Kürsü gördü.
Ama siyasetçinin markette ürün inceleyip, kameraya dönüp fiyatlarla hesaplaşmasını; sosyal medyada gündelik hayatın içine girip milyonlara ulaşmasını da gördü.
Ve sonra Mustafa Sarıgül çıktı.
Siyasetin kürsüsünü TikTok'a taşıdı.
Kürsü yetmedi.
Market geldi.
Pazar geldi.
Sokak geldi.
Kamera geldi.
Tokat geldi.
Karpuz geldi.
Siyaset de viral oldu.
İşte buna artık bir isim vermek gerekiyor:
SARIGÜL SİYASETİ!
“SİYASETÇİ HALKIN İÇİNDEN GELİR” Mİ?
Sarıgül'ün sosyal medya siyasetinin en önemli özelliği şu:
Kendini klasik siyasetçiden farklı konumlandırıyor.
Takım elbiseli, ciddi, kürsüden konuşan siyasetçi yerine;
sokağa çıkan,
market gezen,
ürün fiyatını gösteren,
vatandaşla konuşan,
gündelik hayatın içine giren,
kameranın karşısında doğrudan tepki veren bir siyasetçi profili.
Bu yöntem tesadüfi de değil.
2024'te yayımlanan akademik bir çalışma, Mustafa Sarıgül'ün TikTok kullanımını doğrudan popülist anlatı ve dramaturjik “dijital sahne” açısından incelemişti. Araştırmada bazı videolarının milyonlarca kez izlendiği ve TikTok'un Sarıgül'ün siyasi iletişiminde merkezi bir araç haline geldiği ortaya konuldu.
Yani mesele yalnızca:
“Adam video çekiyor.”
değil.
Adam siyaseti formatlıyor.
MARKETTE SİYASET
Bir siyasetçi markete giriyor.
Raflara bakıyor.
Fiyatlara bakıyor.
Kameraya dönüyor.
“Bu fiyatlar ne?” diye soruyor.
Vatandaş:
“İşte halkın adamı!”
diyor.
Siyasetçi:
“İşte halkın derdi!”
diyor.
TikTok:
Milyonlarca izlenme.
Sonra siyaset bilimi geliyor ve buna “popülist anlatı” diyor.
Vatandaş ise daha pratik:
“Başkan yine tokatlamış!”
İşte Sarıgül siyaseti burada başlıyor.
TOKATLA, KONUŞ, VİRAL OL!
Sarıgül'ün sosyal medya performansının temelinde bir başka özellik daha var:
Fiziksel jest.
El hareketleri…
Ses tonu…
Ani tepkiler…
Kameraya yaklaşmalar…
Ve elbette o meşhur “tokat” metaforu.
2025'te yayıncı Adem Metan'la çekilen bir içerikte de Sarıgül'ün bu kez Metan'ı tokatladığı görüntüler sosyal medyada gündem olmuştu.
Çünkü Sarıgül'ün siyasetinde bazen söz yetmiyor.
Tokat gerekiyor!
Ekonomi kötü mü?
Tokat!
Hayat pahalı mı?
Tokat!
Siyaset kötü mü?
Bir tokat daha!
Kamera açık mı?
Bir tokat daha!
Ama şimdi düşünelim:
Memleket yönetmek gerçekten bu kadar kolay olsaydı, ekonomi programlarına gerek kalmazdı.
Bir karpuz seçersin.
Olgun değilse tokatlarsın.
Sesinden anlarsın.
Sonra:
“Tamamdır, ekonomi düzelecek.”
KARPUZ POLİTİKASI
İşte buradan “karpuz siyaseti”ne geliyoruz.
Karpuz seçmenin de bir bilimi vardır.
Vurursun.
Dinlersin.
Sesine bakarsın.
İçi kırmızı mı?
Çekirdeği fazla mı?
Tatlı mı?
Kelek mi?
Siyasette de galiba aynı yöntem uygulanıyor:
Vur bakalım, nasıl ses çıkarıyor?
Ama burada küçük bir problem var.
Karpuzun içini kesmeden anlayamazsın.
Siyasetin içini de sloganla anlayamazsın.
Kameraya gülümsemekle anlayamazsın.
TikTok izlenmesiyle anlayamazsın.
Tokatla hiç anlayamazsın.
Çünkü devlet yönetmek:
Karpuz seçmeye benzemez.
“BİR VİDEO ÇEKELİM, MEMLEKET DÜZELSİN!”
Sarıgül'ün TikTok stratejisinin ilginç taraflarından biri de videoların tamamen doğaçlama olmadığını kendisinin söylemiş olması.
Sarıgül, TikTok çalışmaları için önce içerik hazırlandığını, içeriğin nasıl sunulacağının belirlendiğini ve içerik üreticilerinin bunun üzerinde çalıştığını anlatmıştı.
Yani o spontane görüntünün arkasında:
Plan var.
Kamera var.
İçerik var.
Kurgu var.
Mesaj var.
Ve tabii:
Viral olma hedefi var.
Bunda yanlış bir şey yok.
Siyaset zaten iletişimdir.
Ama sorun şu:
Bir siyasetçinin sosyal medyada ne kadar iyi göründüğü, ülkeyi ne kadar iyi yöneteceğini göstermez.
TikTok'ta iyi olmak başka şeydir.
Devlet yönetmek başka.
ŞİMDİ GELDİK “AİLE SAHNESİ”NE
Ve şimdi sahne değişiyor.
TikTok'taki renkli görüntülerden savcılık soruşturmasına geçiyoruz.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturma kapsamında Sarıgül ailesinden bazı isimlerin de aralarında bulunduğu kişiler hakkında işlemler yapıldı.
Dosyada 80 milyon avroluk sözleşme, 100 milyon avroluk havale, 1 milyar avroluk fon ve 1,5 milyon avroluk tekne satışı gibi iddialar bulunuyor. Bunlar şu aşamada soruşturma konusu iddialar; kesinleşmiş mahkeme kararı değiller.
Mustafa Sarıgül ise olayın bir ticari anlaşmazlık olduğunu, karşı tarafın iddialarının gerçek dışı olduğunu ve belgelerin kaynağı ile gerçekliğinin kuşkulu olduğunu savunuyor. Ayrıca aile üyelerinin bilgi ve belgeleri soruşturma makamlarıyla paylaşacağını belirtiyor.
İşte burada mizah bir anda ciddiyete dönüşüyor.
Çünkü TikTok'ta:
“Karpuz iyi mi?”
diye sorabilirsiniz.
Ama savcılık dosyasında soru şudur:
“Para nereden geldi, nereye gitti?”
80 MİLYON EURO'YA DA TOKAT ATILIR MI?
Şimdi hayal edin.
Bir tarafta market.
Etiket.
Karpuz.
Kamera.
Tokat.
Diğer tarafta:
80 milyon avro.
100 milyon avro.
1 milyar avro iddiası.
Tekne.
Şirketler.
Para transferleri.
Savcılık.
Aradaki farkı anlatmak için artık TikTok filtresi bile yetmez.
Çünkü vatandaşın ekonomisiyle bazı dosyalardaki rakamlar arasında gezegenler arası mesafe oluşmuş durumda.
Vatandaş:
“Emekli maaşı yetmiyor.”
Siyasetin bazı dosyaları:
“100 milyon avroluk havale.”
Vatandaş:
“Markette karpuz kaç para?”
Dosya:
“1,5 milyon avroluk tekne.”
İşte Türkiye'nin ekonomik ironisi tam burada başlıyor.
OFSAYTI KALDIR!
Sarıgül siyaseti biraz da futbol yorumuna benziyor.
Hakem hata yaptı:
Ofsaytı kaldır!
Ekonomi kötü:
Fiyatları tokatla!
Siyaset kötü:
Sistemi tokatla!
Karpuz kelek:
Karpuzu tokatla!
Savcılık soruşturması:
“Bu ticari anlaşmazlık.”
İşte siyasi iletişim böylece tek cümlede özetlenebilir:
“NE OLURSA OLSUN, KAMERAYI KAPATMAYIN!”
Çünkü kamera varsa görüntü vardır.
Görüntü varsa sosyal medya vardır.
Sosyal medya varsa gündem vardır.
Gündem varsa siyaset vardır.
Ama...
Gündem olmak ile hesap vermek aynı şey değildir.
SARIGÜL SİYASETİNİN EN BÜYÜK SINAVI
Sarıgül'ün yıllardır kullandığı yöntem aslında başarılıdır.
Çünkü dikkat çekiyor.
Hatırlanıyor.
Viral oluyor.
İnsanları konuşturuyor.
Akademik çalışmalar da TikTok'taki bu popülist anlatının milyonlarca izlenmeye ulaştığını ortaya koyuyor.
Fakat siyasetin ikinci aşaması vardır:
Viral olmak yetmez.
Bir gün kamera kapanır.
TikTok susar.
Alkış biter.
Tokat videosu kaybolur.
Karpuz videosu unutulur.
Ve geriye tek bir soru kalır:
Hesap verebiliyor musun?
KARPUZU SEÇMEK KOLAY, DEVLETİ YÖNETMEK ZOR
Karpuzu tokatlarsın.
Sesine bakarsın.
Alırsın.
Kelek çıkarsa çöpe atarsın.
Ama devlet böyle yönetilmez.
Ekonomi böyle yönetilmez.
Hukuk böyle yönetilmez.
Siyaset hiç böyle yönetilmez.
Devletin bütçesi:
“Şöyle bir tokatlayayım, sesi güzel geliyor.”
mantığıyla yönetilemez.
Para hareketleri:
“Bir bakalım, güzel ses çıkarıyor mu?”
diye incelenemez.
Kamu gücü:
TikTok içeriği değildir.
Milletvekilliği:
sosyal medya performansı değildir.
Siyaset:
viral video yarışması değildir.
SON TOKAT
Mustafa Sarıgül'ün siyasi iletişimde farklı bir yöntem geliştirdiği açık.
Sokak siyaseti.
Gündelik hayat.
Popülist anlatı.
TikTok.
Viral görüntüler.
Planlı içerik.
Ve güçlü kişisel marka.
Bunların hepsi siyasal iletişim açısından incelenebilir ve tartışılabilir.
Ama bugün önümüzde başka bir gerçek var.
Aile üyeleri hakkında soruşturma yürütülüyor.
İddialar var.
Savcılık işlemleri var.
Sarıgül cephesi ise bunların ticari bir anlaşmazlık olduğunu ve iddiaların gerçek dışı olduğunu söylüyor.
Dolayısıyla hükmü sosyal medya değil,
hukuk verecek.
Ama siyasetin de bundan çıkaracağı bir ders var:
Kameranın karşısında karpuzu tokatlamak kolaydır.
Asıl marifet;
sorular geldiğinde belgeleri masaya koyabilmektir.
Çünkü karpuzun içini kesmeden bilemezsiniz.
Siyasetin içini ise...
hesap sormadan bilemezsiniz.
Ve belki de Sarıgül siyasetinin yeni sloganı artık şöyle olmalı:
“OFSAYTI KALDIR, KARPUZU TOKATLA, VİDEOYU ÇEK…
AMA SIRA HESABA GELİNCE KAMERAYI KAPATMA!”





