Ruhun Rengini Görebilmek
Keşke insanları gözlerle değil, ruhlarının rengiyle görebilseydik…
Bazı insanlar kalp gözüyle gördüğünü söyler. Bazıları renkler, ışıklar, gölgeler gördüğünü anlatır. Aura, özellikle spiritüel ve tamamlayıcı tıp geleneklerinde, insan bedeninin çevresinde bulunduğuna inanılan bir enerji alanı olarak anlatılıyor. Bazı insanlar bu alanı renklerle gördüğünü, bazıları ise insanların yanında farklı renkler, ışıklar veya hisler algıladığını söylüyor.
Belki de bazı insanların dünyayı algılama biçimi gerçekten bizimkinden çok farklıdır. Bilmiyorum.
Ama bazen düşünüyorum:
Bir insanın çevresindeki aura gerçekten görülebilseydi, kırmızıya ve turuncuya çalan bazı ruhların neden insana ürperti verdiğini; beyaza, maviye, yeşile yaklaşan bazı ruhların ise neden insana huzur hissettirdiğini anlayabilseydik…
İnsanları sözlerinden önce ruhlarının renginden tanıyabilseydik.
Kime yaklaşacağımızı, kimden uzak duracağımızı; kimin yanında içimizin neden daraldığını, kimin yanında neden sebepsizce ferahladığımızı belki o zaman anlardık.
Ama böyle bir yetenek çoğumuzda yok.
Belki de bu yüzden insan tanımak, hayatın en zor sınavlarından biri.
Çünkü bazı insanların yüzü güler, ruhu karanlıktır.
Bazılarının sesi sakindir, içi fırtınadır.
Bazıları ise hiçbir şey söylemeden insana iyi gelir.
Ve belki de gerçekten nadir olan insanlar, insanların ruhunu görebilenlerdir.Bu yüzden bazı insanlara,
“Sen bu insanı neden seviyorsun?” diye sormayın.Belki sizin göremediğiniz bir şeyi görüyorlardır.Çünkü bazı insanlar insanları sözleriyle değil, auralarıyla algılar.
Ruhunun rengi beyaz olan incinir ama incitmeyi seçmeyendir.
Ve bu insanlar çok incitilir.Çünkü Aura rengi kırmızı olanlar çoklar,güçlüler birbirlerini sever ve korurlar.





