Sokağın Hafızası — 2
Kaldırımın Bittiği Yerde
Adam fırının camından iki parmağını kaldırıyor.
İki dakika.
Kadın ondan iki ekmek istememişti. Kaldırımın rampasını kapatan otomobilini çekmesini istemişti.
Sağda çöp konteyneri var. Solda yokuştan inen araçlar. Kadın, bebek arabasının ön tekerleklerini kaldırıp kaldırımdan inmeyi deniyor. Tekerlekler asfalta değer değmez bir korna çalıyor. Arabayı geri çekerken tekerleklerden biri bordüre takılıyor. Eğilip onu kurtarmaya çalıştığı sırada bebek uyanıyor.
İçeride fırıncı soruyor.
— Dilimleyeyim mi?
Adam başıyla onaylıyor. Camın önünden çekilip kasaya doğru ilerliyor.
Fırından çıktığında kadın hâlâ orada. Adam anahtarını çıkarırken, “İki dakika sürdü zaten,” diyor. Kadın cevap vermek üzere ağzını açıyor. Bebek yeniden ağlamaya başlıyor. Kadın eğilip onunla konuşuyor.
Adamın hesabı doğru olabilir. Ekmeği seçmek, dilimletmek, parasını vermek iki dakika sürmüş olabilir. Kadının hesabıysa kaldırımdan indiği anda başlıyor. Yokuştan gelen araç ne kadar uzakta? Tekerlek bordüre takılırsa arabayı geri çekebilir mi? Çocuğunun yüzünü görebilmek için eğilse, sürücü onu görebilir mi? Adamın fırından çıkarken çoktan unuttuğu iki dakikayı kadın eve kadar yanında taşıyor.
Bu sokakta herkes kendi işine biraz yer açmış. Manav kasalarını bir sıra daha uzatmış. Apartman sakini kapısının önüne araç bırakılmasın diye iki saksı koymuş. Kurye, sipariş soğumadan yetişsin diye motosikletini ilk boşluğa bırakmış. Sokağı baştan sona yürüyünce her kararın gerekçesi gözünüzün önünde. Bastonuyla gelen adamın iki kasa arasından nasıl geçeceğini ise ancak o geldiğinde düşünüyorsunuz.
Bazıları o köşeye hiç gelmiyor. Tekerlekli sandalyesiyle eczaneye giden kadın, tek bir yüksek bordür yüzünden üç sokak dolaşıyor. Yolu uzuyor, alışverişi uzuyor, evden çıkmadan önce yapması gereken hesap uzuyor. Bir gün o köşeye park yeri çizilirken biri, “Bu kaldırımdan zaten pek kimse geçmiyor,” diyor. Kadının her gün yürümek zorunda kaldığı fazladan üç sokak, önlerindeki planda görünmüyor.
Fırının önündeki otomobil sonunda çekiliyor. Kadın rampadan inip karşıya geçiyor. Bebek susmuş. Köşe birkaç saniyeliğine boş.
Ardından bir otomobil daha yanaşıyor. Sürücü dörtlüleri yakıyor, kapıyı açıyor. Tam o sırada yokuşun başında bastonlu bir adam beliriyor.
Fırıncı tezgâhın arkasından sesleniyor.
— Buyurun, sıradaki!
Hakan URUN
7 Kasım 2026





